HAYALİ GEBELİK

KÖPEKLERDE HAYALİ GEBELİK

 

Bazı dişi köpeklerde kızgınlıktan 6-10 hafta sonra çiftleşme olmamasına rağmen gebelik belirtileri görülür. Bu duruma hayali gebelik denir. (Çiftleşmenin olduğu ama gebeliğin gerçekleşmediği durumlarda da hayali gebelik görülebilir.) Belirtiler fizyolojik ve psikolojik olabilir. Memelerden süt gelmesi, iştah ve kilo artışı, karın ağrısı ve  karında kasılmalar, hareketlerde azalma, karın bölgesinde şişme fizyolojik belirtilerdir. Köpeğin tedirginleşmesi, dışarı çıkmak istememesi, oyuncaklarına  farklı (yavrusuymuş gibi) davranması, doğum için yer hazırlaması hayali gebelik geçiren köpekte gözlemlenen psikolojik değişimlerdir.  Bazı dişilerde fizyolojik değişimler olmaksızın sadece psikolojik değişim görülebilir. Hayali gebeliğin sebebi tam olarak bilinmemektedir. Hormonal değişimlerin en önemli sebep olduğu düşünülmektedir. Köpeklerdeki ileri metaöstrus evresinde prolaktin seviyesindeki artışın  ve progesteron hormonu seviyesindeki azalışın hayali gebeliğin oluşumunda rol oynadığı tahmin edilmektedir.

Hafif seyreden bazı hayali gebeliklerde belirtiler  özel bir tedaviye gerek duyulmadan  birkaç hafta içerisinde  kendiliğinden yok olur. Uzun süren ve tekrarlayan hayali gebeliklerde veterineriniz size uygun bir tedavi önerecektir. Bazı hormon testleri ile sorunun kaynağı anlaşılmalıdır. Bazı sık tekrarlayan durumlarda köpeğinizi kısırlaştırmanız  veya doğum yaptırtmanız önerilebilir. Köpeğinizin memelerinden süt geliyorsa , yavru köpek temin edip emzirmesini sağlamayın . Memelerdeki süt üretimi emildikçe artar. Bu durumda köpeğinizin hayali gebeliği daha uzun sürer.

Sık hayali gebelik geçiren köpeklerde meme tümörü riski artar. Uterus (rahim enfeksiyonları ) ve döl yatağı hastalıklarına daha çok rastlanılır.

ERKEK GENİTAL ORGAN HASTALIKLARI

ERKEK KÖPEKLERDE GENİTAL ORGAN HASTALIKLARI

ORCHİTİS—Testis yangısıdır. Tek (unilateral) veya çift (bilateral) taraflı olarak şekillenebilir. Hastalık akut veya kronik olarak seyredebilir. Bir veya iki testisin şişmesi-hacim olarak büyümesi, testisin gergin ve sıcak bir hal alması, köpeğin devamlı testisini yalaması ve tahriş etmesi, ağrı ve yangıdan yürüme zorluğu, ateş, kısırlık, testislerde kan-mukuslu salgı orchitis’in belirtileridir. Akut seyirli orchitiste hastalık bakteri kaynaklıysa ciddi enfeksiyonlar gelişebilir. Tedavide geç kalınan vakalarda enfeksiyonun kana karışması ile septisemi oluşursa köpek ölebilir. Enfeksiyona sebep olan bakteriler genellikle staphylococcus, streptococcus, eschericia coli, proteus, mycoplasma, testiclesin ve brucella canis’dir. En sık rastlanan etken Brucella’dır. Brucella tespit edilen köpeklerin kısırlaştırılması ve asla çiftleştirilmemesi çok önemlidir. Bazı akut seyirli vakalarda hastalığa bağlı olarak testis apseleri oluşabilir. Kronik vakaların teşhisi oldukça zordur; çünkü hasta köpek hiçbir belirti göstermeyebilir.

Orchitis hastalığının sebepleri:

*Bakterial enfeksiyonlar

*Viral enfeksiyonlar—distemper vb.

*Kene kaynaklı hastalıklar—ehrlichiosis, Rocky Mountain Fever

*Travma—Travma sonucu testis dokusu ile kan arasındaki bariyer yıkılır. Testiste şişme, morarma görülür. Dokulardaki kan ve mukus testise bakteri girmesini mümkün kılar. Travmaya uğrayan testiste enfeksiyon gelişmesiyle kronik orchitis şekillenir. Bazı vakalarda travma, bağışıklık sisteminin çökmesine bağlı orchitis (lymphocytic orchitis) gelişmesine sebep olabilir. Sperm üreten hücreler enfeksiyondan etkilenirse hayvanda kalıcı kısırlık oluşabilir.

*Mantar enfeksiyonları—blastomycosis ve coccidiomycosis vb.

*Üriner sistem enfeksiyonları—Üriner sistemde enfeksiyona sebep olan bakteriler idrar yolu ve prostatic salgılarla testislere sıçrar ve orchitis şekillenir.

*Epididymitis—Epididymis yangısı orchitise sebep olabilir. Orchitis belirtilerinin benzer olmasından dolayı aşağıdaki diğer hastalıklarla karıştırılabilir:

*testis torsiyosu

*testis tümörleri

*scrotal hernia Hastalığın sebepleri birçok değişik etkene bağlı olduğundan teşhis için farklı testler gerekebilir(mantar, kültür testleri, biyokimyasal analizler, sitolojik testler, testis biyopsisi, brucella testi vb.). Tedavi yöntemine bu testlerin sonucunda karar verilir. Tedavinin yanı sıra kastrasyon önerilebilir. İlaç tedavisi esnasında serum, yangı-ağrı giderici ilaçlar ve testislere soğuk kompres tedaviye yardımcı olur.

TESTİS TÜMÖRLERİ VE KİSTLERİ—Kısırlaştırılmamış erkek köpeklerde en sık görülen tümörler testis tümörleridir. Tümör oluşma sebepleri bilinememektedir. Hastalığın belirtileri olarak testiste yumrusal şişme ve bölgesel ağrı-hassasiyet, kasık lenf yumrularında şişme görülür. Tümörler genellikle yavaş büyürler. Hasta hayvanın genel durumunda ciddi bir bozulma görülmez. Tümörler iyi veya kötü huylu olabilirler. Bazı kötü huylu tümörler testis dokusunda sınırlı kalarak metastaz yapmazlar. Testis tümörlerinin çok genç erkek köpeklerde görülme oranı düşüktür. Testis tümörlerine en çok orta yaş köpeklerde rastlanır. Erkek köpekleri genç yaşta kısırlaştırmak riski tamamen ortadan kaldırır. Kistik oluşumlar kriptorşitis’li (testisin karın içinde veya inguinal kanalda kalması) köpeklerde çok sık görülür. Bu köpeklerde kist oluşma riski diğer köpeklere oranla 13 kat fazladır. Kriptorşitise bağlı kist gelişen köpeklerde genellikle kist büyüdükçe testis dokusu küçülür.

En sık rastlanan testis tümörleri:

*Sertoli hücreli tümörler—Testislerde şişme görülür. Bu hastaların %50’sinde vücut tümöre bağlı sebeplerden aşırı östrojen üretir. Prostat bezlerinde büyüme, meme bezlerinde ve meme başlarında büyüme, simetrik tüy dökülmesi görülebilir. %15 oranında metastaz gelişebilir. Metastaz genellikle batın bölgesine( akciğerlere vb.) veya beyin bölgesine olur. *seminomas—Sertoli hücreli tümörlerin belirtilerinin aynısı görülür. Östrojen üretimi ve metastaz oranı sadece %5’dir.

*İnterstitial hücreli tümörler—Bu tip tümörler östrojen üretmez ve metastaz yapmazlar. Tedavisi diğer tip tümörlere göre çok daha basittir. Hastalığın teşhisi için tümör biyopsisi veya parçanın mikroskopik incelemesi yapılmalıdır. Metastazik tanı için biyokimyasal analizler, kan tahlilleri, röntgen, ultrason uygulanabilir. Köpeğin kısırlaştırılması, kemoterapik ilaçlar tedavide kullanılan yöntemlerdir.

  

URETHRİTİS—Üretra idrarın keseden vücut dışına atılmasını sağlayan kanaldır. Urethritis hastalığı üretranın yangısıdır.Enfeksiyona bağlı olarak üretra şişer ve daralır. Bu şişme ve daralma köpeğin idrara çıkmasını zorlaştırır. Hastalık genellikle kanser, yaralanma veya enfeksiyona bağlı olarak gelişir, akut veya kronik seyirli olabilir. Uretrithis her yaşta dişi ve erkek kedi-köpekte görülebilir. Urethritis vakalarında enfeksiyon yukarı ilerleyip üriner sisteme yayılarak sistit, nefrit benzeri hatalıklara sebep olabilir.

Hastalığa sebep olan etkenler:

*Bakterial enfeksiyonlar

*Üretraya sonda uygulanması

*Üretrada taş olması

*sistit, vajinit, prostatitis gibi yangısal hastalıklar

*Squamous cell carcinoma, transitional cell carcinoma gibi kanserler

*Kronik aktif granulomatous urethritis

*Travma ve yaralanmalar

*İdiopatik—sebebi bilinmeyen vakalar

Hastalığın belirtileri:

*Üretranın şişmesi, ağrı ve yangı

*Sık sık idrara çıkma isteği hissetme

*İdrarı damla damla yapmak veya idrara çıkamamak

*Penisten akıntı veya kan gelmesi

*Karın bölgesinde ağrı ve hassasiyet Penis ve prepisyum yangılarında da bu belirtilere benzer şikayetler görülür; fakat üretra kanalında şişme-daralma-akıntı görülmez. Tedavi hastalığa sebep olan etkene göre belirlenir.

TESTİSLERDE ATROPHY VE HYPERTROPHY

*Testislerde atrophy—Testislerin çeşitli nedenlerle küçülmesidir. Ateş, çevrenin çok sıcak olaması, orchitis, epididymitis, hormonal düzensizlikler (östrojen seviyesi), scrotal dermatit, scotal ödem, radyasyon ve kemoterapi tedavileri, beslenme bozuklukları, yaşlanma, bazı ilaçlar, enfeksiyonlar testislerde küçülmeye sebep olabilir. Tedavi etkene göre belirlenir. *Testislerde hypertrophy—Testislerin çeşitli nedenlerle büyümesidir. Yaralanmalar, travmalar, hormonal bozukluklar (östrojen salgılanması, sertoli hücre üremesi vb.), orchitis, neoplasia, testis kistleri, spermacele hastalığa sebep olabilir. Tedavi etkene göre belirlenir.

 

 

PROSTATİS (PROSTAT)—Postat bezlerinde bakterial etkenlerle şekillenen enfeksiyondur. Kısırlaştırılmamış ve yaşlı köpeklerde sık görülür. Hatalık akut veya kronik seyirli olabilir. Vakaların çoğu akut seyirlidir. Tedavi edilmeyen vakalarda septisemi gelişebilir.

Hastalığın belirtileri:

*penisten flu-kanlı akıntı gelmesi

*İdrara çıkma güçlüğü—İdrara çıkamama, damla-damla idrara çıkma, idrara çıkışta ağrı ve yangı *Karın bölgesinde hassasiyet

*iştahsızlık,kilo kaybı

*kronik idrar yolları hastalıkları

*kısırlık

*Ateş

*İdrarda kan

Hastalık genelde 3 sebebe dayanır:

*üretra enfeksiyonları—üretrada oluşan enfeksiyon yukarı organlara ilerler ve prostata ulaşır. En sık rastlalan etken budur.

*Üriner sistem hastalıkları—böbrek, idrar yolları enfeksiyonları, kandaki enfeksiyonlar prostatise sebep olabilir.

*Prostatın diğer hastalıklarına bağlı gelişen enfeksiyonlar—kistler, neoplasia, squamous metaplasia, prostat apseleri, prostatik hiperplazi vb. Tedavi etkene göre belirlenir. Antibiyotikler, serum, ağrı-yangı giderici ilaçlar tedavide kullanılabilir. Kısırlaştırma önerilir. Prostatik hypertrophy, prostatisten farklı olarak enfeksiyona bağlı olmayan bir prostat hastalığıdır. Bu vakalarda ateş görülmez. İdrara çıkma zorluğu, yangı ve ağrıdan yürüme zorluğu görülebilir. Prostat bezlerinin şişmesi hormonal sebeplere dayanır. Testosteron hormonunun fazla salgılanması sonucu şekillenir. Hormon tedavileri ile iyileşme sağlanır. Nadiren erkek köpeklerde östrojen hormonunun fazla salgılanması da hypertrophye sebep olabilir. Bu vakalarda kısırlaştırma önerilir.

TRANSMİSSİBLE VENEREAL TÜMÖRLER (TVT)—Özellikle tropikal ve subtropikal iklimlerde yaşayan köpeklerde daha sık görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık ilk kez 1876 yılında tanımlanmıştır. TVT genellikle dişi ve erkek köpeklerin genital organlarında (vulva-vajina-penis-preputium) şekillenir (%86 genital organlarda, %14 göz, deri vb.) Tümörler makroskopik olarak bakıldığında karnıbaharımsı, beyaz-sarı renkli, gevrek, kolay parçalanan nodüler yapıda kitlelerdir. Nodüller 5mm-10cm çapında olabilirler. Bazen tümörlerin üst kısımlarında ülserler görülür. TVT’ler genellikle iyi huylu metastaz oranı düşük tümörlerdir. Yapılan araştırmalar metastaz oranının %5 olduğunu göstermiştir. TVT yavru, zayıf ve bağışıklığı düşük köpeklerde malign karakter gösterir. Metastaz öncelikle bölgesel lenflere, oradan deri ve diğer organlara yayılma şeklinde gerçekleşir. TVT en sık 3-5 yaş aralığındaki köpeklerde görülür. TVT hastalığı en sık çiftleşme yolu ile köpekten köpeğe bulaşır. Koklama, yalama, ısırma gibi direkt temasla da bulaşabilir. Bulaşmadan sonraki ilk 4-6 hafta içerisinde tümörler yayılır, sonra kısa bir süre yayılma durur, ardından hastalığın agresiv dönemi başlar ve tümörler bulundukları bölgede büyük bir hızla ürer ve yayılır. Dişi köpeklerin vulvasında gelişen TVT kısa bir süre sonra vulvanın dışına taşar ve tümörler rahatlıkla çıplak gözle dışarıdan görülebilir. Bu köpeklerde vulvada akıntı, devamlı vulvayı yalamak gibi belirtiler görülür. Erkek köpeklerin penisinde kitle, penisten kan damlaması hastalığın belirtileridir. TVT tümörleri bazen köpeğin ağız ve burun bölgesinde de şekillenebilir. Teşhis için iğne biyopsisi yapılabilir. Hastalığın tedavisinde etkilenmiş bölgenin ameliyatla temizlenmesi genellikle yeterli olmaz; çünkü tümörler aynı bölgede nükseder. Kemoterapik tedaviler, ışın tedavileri genellikle iyi sonuç verir.  

PARAPHİMOSİS & PHİMOSİS

*Paraphimosis : Penisin içinde bulunduğu kese olan prepisyumun deliğinin normalden dar olmasından dolayı dışarı çıkmış penisin tekrar kılıf içine girememesine denir. Çiftleşme esnasında genişleyen penis eski konumuna dönemez ve şiddetli ağrıya sebep olur. Köpeği sakinleştirmek, soğuk kompres faydalı olabilir. Bazı paraphimosis vakaları cerrahi müdahaleye gerek kalmadan düzelebilir. Golden Retriever ve German Shepherd ırkı köpekler bu hastalığa yatkın ırklardır.

*Phimosis: Penisi sarmalayan kılıfın normalden küçük ve dar olmasından dolayı penisin dışarı çıkamamasıdır. Bu durum çiftleşmeye engel oluşturur. Bazı vakalarda idrar penis kılıfının içinde birikebilir ve tahrişe, kanamalara sebep olabilir. Tedavide cerrahi yöntemler uygulanır. Her iki hastalıkta da ağrılı ve yangılı idrara çıkış, damla damla zor idrara çıkış, penisin ısrarla yalanması görülebilir. Hastalıkların sebebi doğmasal veya edinsel olabilir. Yaralanmalar, travmalar, doku üremeleri, ödem, yaraya bağlı doku üremeleri en yaygın sebeplerdir.

DİŞİ GENİTAL ORGAN HASTALIKLARI

 

DİŞİ KÖPEKLERDE GENİTAL ORGAN HASTALIKLARI

 

 

MASTİTİS—Meme bezleri karın duvarının iki yanında linea alba’ya (karnın tam ortasından geçen uzunlamasına çizgi) paralel uzanan bir hat üzerindedirler. Mastitis meme bezlerinin yangısı ve enfeksiyonudur. Köpeklerde meme başı sayısı farklılık gösterir. Genellikle 8-12 meme başı, her meme başında da 8-20 süt kanalı vardır. Mastitis, emziren köpeklerde genellikle doğumdan 2-4 hafta sonra görülür.( Hayali gebelik geçiren hayvanlarda da mastitis görülebilir.) Meme ucundaki çatlak veya hasarlı dokudan içeri giren bakteriler meme bezlerinde enfeksiyona sebep olur. Bu bakteriler genellikle streptococ ve staphylococ grubundan, üremek ve yayılmak için oksijene gerek duymayan anaerobik bakterilerdir. Hastalık bazen tek bir meme lobunda, bazen de birkaç lobda birden görülebilir. Agresiv ve hızlı gelişen mastitiste memeler büyür, kırmızı-mor bir renk alır, şişer ve sertleşir. İçine iltihap ve kan karışan sütün rengi kırmızı-sarı veya koyu sarımsı bir renk alır. Emzirmek acı verdiğinden anne köpek yavrulardan uzaklaşmaya çalışabilir. Köpekte ateş, iştahsızlık, halsizlik, depresyon görülür. İlerlemiş vakalarda köpekte kusma, ishal görülebilir. Mastitis şekillendiği zaman annenin sütünde %20 azalma olabilir. Hastalık akut veya kronik seyirli olabilir. Tedavide antibiyotik kullanılır. Ağrılı ve yangılı memelere sıcak kompres uygulaması içerideki iltihaplı sıvının dışarı akmasına yardımcı olur.

Emziren köpeğinizin yaşadığı alanın temiz olmasına, meme başlarının hijyenine dikkat etmelisiniz. Sık sık memelerini kontrol etmelisiniz. Mastitisten şüphelenirseniz vakit kaybetmeden veterinerinize danışmalısınız. İlerlemiş vakalarda meme lobunda kist, apse, ölü dokular şekillenebilir; mastitis gangrene veya pyometraya dönüşebilir. Bu vakalarda cerrahi tedaviler uygulanır.

  

Mastitis hastası anne köpeklerin yavruları emzirmeye devam edip etmemesi tartışılan bir konudur. Anneye verilen antibiyotik süte geçeceğinden yavrularda ishal ve kusma görülebilir (özellikle ilk 48 saat içerisinde). Enfeksiyonun sütten yavrulara geçmesi de mümkündür. Ne var ki yangılı süt dolu memelerin emilerek boşaltılması iyileştirmeyi hızlandırır. Genel kanı ağır seyretmeyen vakalarda emzirmeye devam edilmesi, biryandan da yavruların genel halinin gözlenmesidir.

ECLAMPSİA (SÜT HUMMASI)— Hastalık, kalsiyum regulasyon mekanizmasının bozulması sonucunda kandaki kalsiyumun düşmesiyle şekillenir (hypocalsemi). Emziren anne köpek gebelik ve emzirme döneminde vücudundaki kalsiyum depolarını tüketir. Kemiklerin yeterli kalsiyum üretememesi, bağırsaklarda yeterli kalsiyum emiliminin gerçekleşmemesi, süt verme anne köpeği hypocalsemiye sokar. Köpeğin yüz kaslarında spazmlar, titreme, yan yatıp tepinme, aşırı salya üretimi, gözlerin bir noktaya odaklanıp sabitlenmesi, vücut ısısında düşme, pupillaların genişlemesi, mukozaların hiperemik hal alması, nöbetler eclampsia’nın belirtileridir. İlerlemiş vakalarda hızlı nabız atışı, taşikardi, ciddi spazmlar görülebilir. Tedavi uygulanmayan vakalar ölümle sonuçlanabilir.

Eclampsia genellikle küçük ırk köpeklerde, yavru sayısının çok olduğu doğumlarda doğumdan 2-3 hafta sonra görülür(Bu süre 1 günden- 6 haftaya kadar değişebilir). Yapılan araştırmalara göre eclampsia ilk doğumlarda daha sık görülür. Gebelikte görülen eclampsia fetusun gelişimine düşüklere sebep olabilir.

Eclampsianın tedavisinde damar içi kalsiyum iğneleri esastır. Ağızdan verilen kalsiyum takviyeleri, uygun bir beslenme programı, spazm çözücüler, vitamin-D (kalsiyum emilimini arttırır) takviyesi, serum, sakinleştiriciler tedaviye yardımcı olur. Yavrular anneden ayrılıp, biberonla beslenmelidir. Süt üretimini durdurucu iğneler kullanılabilir.

METRİTİS—Uterusun yangısıdır. Pyometradan farklı olarak, metritis’de etken colifom bakterilerdir (esherichia vb.). Köpekte iştahsızlık, halsizlik, depresyon, kusma, ateş, dehidrasyon yüksek nabız, ishal, vulvar akıntı (koyu renkli, kötü kokulu) gibi belirtiler görülür. İlerlemiş vakalarda abdominal bölge şişkin ve gergin görülür. Hastalık akut ya da kronik seyirli olabilir. En sık akut formda şekillenir. Teşhis için idrar ve kan tahlilleri, batın röntgeni, ultrason, vajinal sitoloji ve kültür gerekebilir.

  

Hastalık uterusun farklı katmanlarında şekillenebilir; yangı;

Uterusun iç tabakasındaysa (endometrium)–endometritis

Uterusun kas tabakasındaysa-myometritis

Uterusun tüm katlarındaysa-metritis

Uterusun dış(seroza) katlarındaysa-perimetris adını alır.

Rahim içindeki yangı ilerler, kronik endometritisle birleşirse rahim içinde iltihap birikir; pyometra şekillenir. Pyometra genellikle böbrek fonksiyonlarının bozulmasına da sebep olur. Köpekte sekunder olarak üremi, polyüri, polydipsi, proteinuri görülebilir. Ayrıca pyometranın yanı sıra ovaryumda kalıcı corpus luteum gelişirse, köpekte normal siklus görülmez.

Metritis oluşmasının nedenleri:

*rahimde bakterial üreme—Bu üremeler genellikle vajinal kaynaklıdır. (Vajinitis uterusa yayılır). İkinci bir sebep de bu dönemde uygulanan hormon iğneleri cervix’in aralanmasına sebep olur ve uterus bakterilere açık hale gelir.

*Uterusta kistik üremeler

*Kızgınlığı baskılamak için kullanılan hormon iğneleri—Hormonlar uterus bezlerinde bakterilerin üremesine uygun sekresyon artışını oluşturur.

*Doğum ve abort (düşük) sonrası metritis—Hastalığın en sık görüldüğü durum doğum ve düşük sonralarıdır. Belirtiler doğumdan 12-96 saat sonra başlar. Doğan veya abort edilen yavrunun zarlarının dışarıya atılamaması (retentio secundinarum) sonucu şekillenir. Rahimde gelişen enfeksiyon yayılır ve toksinler ürer. Uterustan kokulu, sulu-kırmızı akıntı gelir. Köpek tedavi edilmezse hastalık septik metritise döner, kandaki zehirlenmeden dolayı ölümle sonuçlanır. Güç doğum, uterusun inertia’sı da metritise sebep olabilir. Tedavide antibiyotik, serum, içerideki parçaların atılması için rahimde kasılma yaratan oxytocin, prostaglandins vb. iğneler kullanılır. Köpeğin sağlık tablosu iyiyse en iyi ve kalıcı çözüm kısırlaştırmaktır.

Metritis hastası anne köpeğin yavruları derhal sütten kesilmeli ve biberonla ( anne sütü muadili mamalarla) beslenmelidir. Anneye verilen antibiyotikler ve kandaki enfeksiyon süt yolu ile yavrulara geçecektir. Bu yavrularda kusma, ishal, halsizlik görülür. Bu şekilde metritisten etkilenip, hastalanan yavru köpeklerde görülen tabloya ‘’Fading Puppy Syndrome’’ denir.  

*Kızgınlık sonrası görülen metritis—Genellikle kızgınlıktan 4-6 hafta sonra görülür. Hormonal değişiklikle ve uterus bezlerinde artan sekresyon uterusu bakterilere açık hale getirir. Kızgınlık bitmesine rağmen kötü kokulu-renkli bir akıntı devam eder. Akıntının dışarıya akmadığı, uterusta biriktiği vakalarda olabilir. Bu köpeklerde ani toksikasyon sonucu ölümler görülebilir. Kızgınlık sonrası gelişen halsizlik, durgunluk, iştahsızlık, ateş, depresyon gibi belirtilere dikkat etmek gerekir.

*İdiopatik Metritis—Bazı dişi köpeklerde yukarıdaki sebepler olmaksızın metritis şekillenebilir. Nadiren, hiç doğum yapmamış, kızgınlıkta olmayan dişi köpeklerde de metritis görülebilir.  

VAJİNİTİSVajinanın çeşitli nedenlerle yangılanması ve iltihaplanmasıdır. Vajina üreme kanalının kas tabakası olarak ez az gelişmiş organı olması sebebiyle hastalıklara oldukça yatkındır. Vulva akıntısı, köpeğin vulvasını devamlı yalaması, vulva çevresinde yalamaya bağlı gelişen dermatit, halsizlik, hafif ateş, vajina mukozasının hiperemik ve ödemli hal alması (ilerlemiş vakalarda mukoza siyatonik renk alabilir) hastalığın belirtileridir. Vajinitis hastası köpekler ağrı ve yangıdan dolayı çiftleşmek istemeyebilirler. Kronik seyirli vajinitisde köpeğin sikluslarında aksama görülebilir.

 

Vajinitis hastalığının sebepleri:

*Bakterial ve viral enfeksiyonlar— Birtakım bakterilerin ve virüslerin vajinaya yerleşip, üremesiyle şekillenen hastalıklardır. Bunlar Bulaşıcı Vajinitis olarak adlandırılır( Canine brucella, herpes virus vb.). Çiftleşme yolu ile köpekten köpeğe geçer.

*Anatomik Anormaliteler—Genital organlarda, özellikle vajinada doğumsal/edinsel anormallikler vajinitis’e sebep olur. Vajinitis vakalarının %26-36’sı vajinal anormaliteden kaynaklanır.

*İdrar ve dışkıdan enfeksiyon bulaşma—Köpekler tuvalet ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra temizlenmek için yalanırlar. Bu yalanma esnasında idrarlarındaki veya dışkılarındaki (anüsteki) enfeksiyon etkenini vulva yolu ile vajinalarına bulaştırırlar.

*Şampuan, deterjan, temizlik malzemeleri köpeğin vulva bölgesinde tahrişlere ve enfeksiyonlara sebep olabilir. Köpek irite ve enfekte olan bölgeyi yalayarak enfeksiyonun vulvadan vajinaya ilerlemesine sebep olabilir.

*Sistematik hastalıklar—Özellikle diabetes mellitus, hepatit gibi sistematik hastalıklar enfeksiyon hastalıklarının daha kolay şekillenmesine sebep olurlar. Yapılan araştırmalar vajinitis hastası köpeklerin %15’inde sistematik başka hastalıkların da mevcut olduğunu göstermiştir.

*İdrar yolu hastalıkları—sistit gibi idrar yolları hastalıkları, idrar kesesinde gelişen enfeksiyonlar (bakteriler) vajina yangısına sebep olurlar. Vajinitis hastalığının %26-60’ı idrar yolu hastalıklarından kaynaklanır.

*Hijyen problemleri—Özellikle steril olmayan aletlerle yapılan vajina muayeneleri (elle yapılan muayeneler, aletler, vajinoskopi vb.) birtakım enfeksiyonları vajinaya taşıyabilir.

*Uterus (rahim) enfeksiyonları

*Güç doğumlar ve düşükler

*Urinary incontinence (idrar kaçırma)—Özellikle kısırlaştırılmış dişi köpeklerde ve obez hayvanlarda sık görülen idrar kaçırma da vajinitis’e sebep olur. İdrar vajinal mukozayı ve vajinal tabakayı irite ederek enfeksiyonlara sebep olur. İdrarda bir bakteri mevcutsa, idrar kaçırma esnasında bakteri vajinaya bulaşır.

*Perivulvar/perivascular dermatitler

*vajinal travmalar

*Vajinal hematomlar, vajinal apseler

*İdiopatik vajinitis—sebebi bilinmeyen vajina yangıları Henüz ilk östrusunu yaşamamış yavru köpeklerde de vajinitis şekillenebilir. Buna’’ juvenile vaginitis’’ denir. Vulvadan gelen sarı-beyaz akıntı tipik belirtisidir. Yavru vajinitisi genellikle hafifi seyreder ve genellikle hayvan sahibi fark etmeden ilk kızışma sonrasında kendiliğinden geçer. Nadiren ağır seyreden vakalarda tedavi gerekebilir.

Vajinitis’in teşhisi için kan tahlilleri, vajinal akıntının sitolojik ve kültürel incelemesi (smear testleri) yapılır. Etkene göre tedavi uygulanır.

VULVİTİS—Vulvanın yangı ve enfeksiyonudur. Köpeklerde diğer genital organ yangıları kadar sık görülmez. Genellikle vajinitis vakalarında komplikasyon olarak şekillenir. Vulvada şişkinlik(vulva mukozasında hiperemik ödem), ıslaklık ve kızarıklık en net belirtisidir. Devamlı kuyruk sallama, idrara çıkışta ve dışkılamada ağrı, vulvadan gelen mukuslu akıntı diğer belirtilerdir. İlerlemiş vakalarda ağrıdan dolayı çiftleşme isteksizliği görülebilir.

Vulvitis’in en yaygın sebepleri:

*Travma

*Normal doğumda oluşan travmalar

*Doğuma yardım ederken oluşan travmalar

*Vajinal kistler, hematomlar

*Abort (düşük) sonucu şekillenen enfeksiyonlar

*Kavgada ısırılmalar ve tırmalanmalar

*Vulvanın dışkı ve idrarla bulaşık kalması

*Vulvanın sürekli yalanıp tahriş olması—yalanmaya bağlı olarak dermatiti şekillenebilir.

*Vulva yaraları ve tümörleri

TRANSMİSSİBLE VENEREAL TÜMÖRLER (TVT)—Özellikle tropikal ve subtropikal iklimlerde yaşayan köpeklerde daha sık görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık ilk kez 1876 yılında tanımlanmıştır. TVT genellikle dişi ve erkek köpeklerin genital organlarında (vulva-vajina-penis-preputium) şekillenir (%86 genital organlarda, %14 göz, deri vb.) Tümörler makroskopik olarak bakıldığında karnıbaharımsı, beyaz-sarı renkli, gevrek, kolay parçalanan nodüler yapıda kitlelerdir. Nodüller 5mm-10cm çapında olabilirler. Bazen tümörlerin üst kısımlarında ülserler görülür. TVT’ler genellikle iyi huylu metastaz oranı düşük tümörlerdir. Yapılan araştırmalar metastaz oranının %5 olduğunu göstermiştir. TVT yavru, zayıf ve bağışıklığı düşük köpeklerde malign karakter gösterir. Metastaz öncelikle bölgesel lenflere, oradan deri ve diğer organlara yayılma şeklinde gerçekleşir. TVT en sık 3-5 yaş aralığındaki köpeklerde görülür.

 

TVT hastalığı en sık çiftleşme yolu ile köpekten köpeğe bulaşır. Koklama, yalama, ısırma gibi direkt temasla da bulaşabilir. Bulaşmadan sonraki ilk 4-6 hafta içerisinde tümörler yayılır, sonra kısa bir süre yayılma durur, ardından hastalığın agresiv dönemi başlar ve tümörler bulundukları bölgede büyük bir hızla ürer ve yayılır. Dişi köpeklerin vulvasında gelişen TVT kısa bir süre sonra vulvanın dışına taşar ve tümörler rahatlıkla çıplak gözle dışarıdan görülebilir. Bu köpeklerde vulvada akıntı, devamlı vulvayı yalamak gibi belirtiler görülür. Erkek köpeklerin penisinde kitle, penisten kan damlaması hastalığın belirtileridir. TVT tümörleri bazen köpeğin ağız ve burun bölgesinde de şekillenebilir. Teşhis için iğne biyopsisi yapılabilir.

  

Hastalığın tedavisinde etkilenmiş bölgenin ameliyatla temizlenmesi genellikle yeterli olmaz; çünkü tümörler aynı bölgede nükseder. Kemoterapik tedaviler, ışın tedavileri genellikle iyi sonuç verir.

PROLAPSUS UTERİ—Uterusun kendi içinden geçip ters bir şekilde vulva dudaklarından dışarı çıkmasıdır. Uterusun prolapse olabilmesi için cervix uterinin açık olması gerekir. Genellikle güç doğumlardan ve düşüklerden sonra görülür. Nadiren hamile köpeğin kornularından birinde yavru varken diğer kornuda prolapsus şekillenebilir. Hastalığın belirtileri idrar yapma güçlüğü, ıkınma, ağrı, bölgesel dolaşım bozukluğu (müdahale edilmezse kangren şekillenebilir), enfeksiyonlar dır.(vajinitis vb.)

 

Prolapsus uteri’nin sebepleri:

*Doğum sonrası uterusun gevrek ve atonik hale gelmesi prolapsusu kolaylaştırır. *Çoğul gebelikler

*Doğum sonrası rahim içinde yavru zarları kalması nedeniyle kasılmalar devam eder; kasılmalar prolapsusa sebep olabilir.

*Güç doğumlarda siddetli ıkınmalar

*Kabızlığa bağlı ıkınmalar

*Hormonal sebepler—Doğum sonrası yetersiz hormon salgılanması sebebiyle uterus eski halini alamaz ve gevşek yapısından dolayı prolapsus şekillenebilir. Östrogen fazlalığı da prolapsus uteri’ye sebep olabilir.

*Genital sistemin atonisi sonucu uterusta oluşan genişleme

*Uterus ligamentlerinin uzun olması

*Kalıtımsal yatkınlık Prolapsus uterinin tedavisi cerrahi yöntemler gerektirir. Dışa dönmüş uterus temizlendikten sonra içeri yerleştirilir. Bazı vakalarda uterusun amputasyonu önerilebilir.

Prolapsus vagina :

Vajina da uterus gibi prolapse olabilir. Bir kaç farklı prolapsus şekillenebilir:

*İnversiyo vagina—Vajina duvarı iç tarafta kendi üstüne geçer,

*Prolapsus vagina incopletus—vajina duvarının bir kısmının dışarı çıkması

*Prolapsus vajina completus—vajina duvarı ve servixin tamamen vulvadan dışarı çıkması  

UTERUS YIRTIKLARI—Özellikle güç doğumlardan sonra görülür. Kabızlık, halsizlik, kokulu ishal, bacakların soğuması, solunum ve nabız artışı başlıca belirtilerdir. Bazı rahim yırtılmalarında iç kanama şekillenebilir. Mukozalarda solma iç kanamanın belirtisidir. Bu tip vakalarda tedavi geciktirilirse köpek ölebilir. Rahim yırtılmalarında komplikasyon olarak peritonis gelişebilir. Tedavi olarak uterusun laparoskopik yöntemlerle dikilmesi, kısırlaştırama önerilebilir.

KÖPEKLERDE MEME TÜMÖRLERİMeme tümörleri köpeklerde deri tümörlerinden sonra en sık görülen tümörlerdir. En sık 5-10 yaş aralığındaki dişi köpeklerde görülür. 2 yaş ve altı köpeklerde çok nadir görülür. Vakaların %75-96’sı 6-15 yaş aralığındaki köpeklerde tespit edilmiştir. Tümörler iyi veya kötü huylu (kanser) olabilir. 1. Siklusundan önce kısırlaştırılmış dişi köpeklerde meme tümörü görülme oranı çok düşüktür ( %0,5). İkinci siklustan sonra yapılan kısırlaştırma ameliyatlarından sonra meme tümörü görülme oranı %8’dir. 3. Siklustan sonra yapılan kısırlaştırma ameliyatlarının koruyucu etkisi çok düşüktür. Tümörlerin %50’si kötü huyludur. Kötü huylu tümörler öncelikle lenflere, lenflerden de akciğerlere ve diğer organlara metastaz yapar. Kötü huylu meme tümörlerinin metastaz yapma oranı %11’dir. Köpeklerde görülen tümörler anenoma, fibroadenoma, duct papilloma, anaplastic carcinomas, fibrosarcomas , osteosarcomas ve malign mix (karışık kanser hücreli) tümörleridir. Meme tümörleri küçük, basit nodüller veya büyük, agresiv tümörler olabilirler. Genellikle ilk teşhis edilebildiklerinde küçük bezelye tanesi kadardır. Kötü huylu tümörler iyi huylu olanlara göre çok daha hızlı büyürler. Bir ay içerisinde büyüklükleri 2 katına çıkabilir. Meme tümörü vakalarının %50’sinde birden fazla tümör gelişir. Tümörlerin en sık görüldüğü meme bezleri 4 ve 5 nolu meme bezleridir(kaudal loblar). Hormonal (östrojen ve progesteron) bozukluklarının meme tümörüne sebep olma oranı yaklaşık 2/1000’dir.

Hastalığın tipik belirtisi meme bezlerinde ele gelen kitlelerdir. İştahsızlık, halsizlik, meme başlarında ülseratif yaralar, akıntılar, mama bezlerinin şişmesi ve renk değiştirmesi diğer hastalık belirtileridir. Zor solunum, öksürme hastalığın akciğerlere metastazını gösterir.

İyi huylu tümörler genellikle düzgün yuvarlak yapıda tümörlerdir. Kötü huylu tümörler hızlı büyüyen, agresiv yapılı, şekilsiz kitlelerdir. Meme üstünde ülseratif yaralara, kanamalara sebep olurlar. Çok nadir olarak erkek köpeklerde de meme tümörü oluşabilir(vakaların %3’ü). Kaniş, Terrier, Brittany Spaniel, English Setter, Pointer, Fox Terrier, Cocker Spaniel, German Shepherd, Boston Terrier, Lhasa apso ırkı köpekler genetik olarak meme tümörüne yatkın ırklardır.

Meme tümörlerinde erken teşhis çok önemlidir. Erken teşhis edilen kötü huylu meme tümörlerinde tam iyileşme oranı %50’dir. Hastalığın teşhisi için biyopsi, histolojik testler, metastaz araştırmaları için kan tahlilleri, radyolojik incelemeler gerekir. Tedavi için cerrahi yöntemler, kemoterapik ilaçlar, ışın tedavisi önerilebilir.

KISIRLAŞTIRMAMAK İÇİN 9 BAHANE

KEDİ VE KÖPEĞİNİZİ KISIRLAŞTIRMAMAK İÇİN  9 BAHANE

Kısırlaştırmıyorum çünkü:

kısırlaştırılan hayvanlar kilo alıyor—hayvanların kilo alma sebebi kısırlaştırılmaları değil sizin doğru bir beslenme programı uygulamamanızdır. Doğru miktarlarda beslenen, günlük egzersizini yapan kısırlaştırılmış hayvanlar kilo almazlar. Günlük mama miktarını belirlemede sorun yaşıyorsanız veteriner hekiminizden yardım istemekten çekinmeyin.
ameliyat masraflarını ödemek istemiyorum—kısırlaştırma ameliyatı bütçenize bir yük getirebilir; fakat kısırlaşan hayvanlar ilerde başlarına gelebilecek birtakım hastalıklardan kurtulmuş olurlar (rahim-yumurtalık-testis kanserleri, enfeksiyonları & ayrıca erken yaşta kısırlaşan dişilerde meme tümörü; erkeklerde prostat kanseri görülme ihtimali kısırlaşmamış hayvanlara göre çok düşüktür). Ayrıca bir dişinin gebelik süresindeki sağlık kontrolleri, doğum masrafları, yavruların ihtiyaçlarının maliyeti bir kısırlaştırma ameliyatından kat be kat fazladır.
doğum yapmak sağlık açısından faydalıdır—bu bilimsel bir söylem değildir. Doğum ve yavruların bakımı anne köpeği yoran, hırpalayan bir süreçtir.
bari bir kez çiftleşsin—özellikle erkek köpek sahiplerinden duyduğumuz bir cümledir bu… erkek köpeğin bir kez çiftleşmesinin hiçbir anlamı yoktur çünkü çiftleşmenin ertesi günü erkek köpek yine bir dişi köpek arıyor olacaktır. Hayvanlarda çiftleşme sadece soyun devamını sağlamaya yönelik içgüdüsel bir davranıştır, duygu içermez.
köpeğim/kedim çok tatlı, karakteri değişsin istemiyorum—hiçbir hayvanın kısırlaştırma ameliyatından sonra karakteri değişmez. Sadece çiftleşmek isteği yüzünden gösterdiği agresyon azalır. Erkek köpeklerin dişi bulmak için evden kaçmaları son bulur.
ileride tıpkı kendisi gibi bir yavru istiyorum—maalesef köpeğinizin / kedinizin yavrularının kendine benzemesinin hiçbir garantisi yoktur.
ameliyattan sonra bana küsebilir—hiçbir köpek/kedi geçirdiği ameliyattan sonra çok sevdiği sahibine küsmez. Sadece birkaç gün sıkıntısı olacağı için bu süreçte biraz keyifsizdir. Bir hafta sonra normal günlük hayatlarına dönerler ve sahipleriyle hiçbir sorun yaşamazlar.
kısırlaşan hayvanlar hareketsizleşiyor—bu kesinlikle doğru değildir. Sadece kısırlaşan hayvanlar hormonal değişimlere bağlı olarak daha az agresif, daha sevecen olurlar. Oyun oynamalarında, günlük aktivitelerinde hiçbir azalma olmaz.
anneliği bir kez tatmalı—kedi ve köpeklerde annelik kavramı insanlardaki gibi değildir. Anne köpek yavrularına belli bir aya gelene kadar bakar; daha sonra ebeveyn ilişkisi biter ( Anne veya baba köpek ileride kendi yavrularıyla çiftleşebilir).

 

DİŞİLERDE ÜREME SORUNLARI

DİŞİ KÖPEKLERDE ÜREME SORUNLARI
 

Dişi köpeklerde üreme sorunlarını birkaç başlıkta toplayabiliriz. Üreme sorunları kısırlık veya gebeliğin vaktinden önce sonlanması olarak şekillenir.
 
*ABORTUS (DÜŞÜK)—Normal gebelik esnasında çeşitli nedenlere bağlı olarak  rahim içinde ölen yavrunun rahim dışına atılması ya da rahim içinde rezorbe (emilim) olmasına denir. Vücut ölen yavruyu yabancı cisim olarak kabul eder ve onu dışarı atar. Doğuma birkaç hafta kala gerçekleşen erken doğumlar abortus olarak kabul edilmez. Bazı düşüklerde anne köpek tüm yavrularını kaybeder, bazı düşüklerde ise içerideki diğer yavrular gelişimlerine devam eder ve normal sürenin sonunda sağlıklı doğarlar.
Düşük yapan bir köpekte iştahsızlık, kusma, ateş, durgunluk, abdominal kasılmalar, vajinal akıntılar görülebilir.

Abortus 3 şekilde olabilir.
 
a)Ölü yavrunun rahim dışına atılması—Hayvan sahibi ölü yavruyu görür. Anne adayı köpeğin vakit kaybetmeden veterinere götürülmesi gerekir. Ultrasonla içerideki yavruların kontrol edilmesi gerekir. Rahim içinde atılamayan başka ölü yavrular rahim enfeksiyonlarına ve zehirlenmeye sebep olur.
 
b)Yavrunun rahim içinde rezorbe olması (emilmesi)—Özellikle gebeliğin erken safhalarında gerçekleşen abortuslarda yavru dışarıya atılmadan rahim içinde emilebilir. Bu tip durumlarda köpek sahibi düşüğü fark edemez; genellikle dişinin çiftleşme sonucu gebe kalmadığı düşünülür.
 
c) Mola—Embriyo anne karnında ölür fakat yavru zarlarının gelişmeye devam etmesi sonucu içi sıvı dolu kitlelere dönüşür. Bu kitlelere mola denir. Tespiti çok zordur. Bazı gebeliklerde rahmin içinde hem molalara hem de sağlıklı embriyolara rastlanabilir.
Ölü Yavrunun tam olarak rezorbe edilemediği durumlar:
     * Maserasyon—Ölü yavrunun yumuşak dokuları sulu-kahverengi kitle halini alır, iskelet kemikleri yumuşar ve birbirinden ayrılır. Bu tip abortuslar rahim iltihabına sebep olurlar. Köpeğinizin vajinasında akıntı görürseniz maserasyondan şüphelenebilirsiniz.
     * Mumifikasyon— Ölü yavrunun zarları ve yumuşak doku sıvıları tamamen emilir; sert deri ile kaplanmış iskeleti kalır. Bazı mumifikasyona uğramış embriyoların ameliyatla alınması gerekebilir.
 
 
 
 
Abortusa sebep olan etkenleri 2 gruba ayırabiliriz:
 
1) Enfeksiyonlara Bağlı Abortus Sebepleri:
*Bakteriler ve virüsler–E-coli, salmonella, mycoplasma, streptococcus, campylobacter, leptosipira, toxoplasma gondii, brucella, distemper, parainfluenza, herpes virus gibi bakterial ve viral enfeksiyonlar düşüğe sebep olur. Brucella ve herpes virus en sık görülen etkenlerdir. Düşük yapan köpeğe serolojik testler uygulanıp özellikle brucella araştırılmalıdır. Brucelladan enfekte olan dişiler gebeliğin 45-55 günlerinde düşük yaparlar. Brucella tespit edilen dişilerin bir daha çiftleştirilmemesi gerekir.
 
*sistematik hastalıklar—ateş, anemi, dehidrasyon
 
*rahim enfeksiyonları— En sık görülen rahim enfeksiyonu kronik endometritis’dir. Bu tip vakalarda rahim biyopsisi yapılıp enfeksiyon olup olmadığı anlaşılabilir.
 
 2)Enfeksiyona Bağlı Olmayan Abortus Sebepleri :
 
* Travmalar— ciddi tavmalar, sert darbeler, düşme, yaralanmalardan kaynaklanan düşükler.
 
*Hormonal Bozukluklar—özellikle progesterone hormonunun yetersiz salgılanması durumunda plasenta rahim duvarına yapışamaz ve düşük gerçekleşir. Kandaki progesterone seviyesi laboratuar testleri ile ölçülebilir.
 
*Diabetes Mellitus
 
*Beslenme ve vitamin yetersizliği
 
*Genital organ anormallikleri—Bunlar edinsel veya doğumsal anormallikler olabilir. Rahim yırtıkları, kistler, vajina tabanında hiperplaziler vb.
 
*Uterus dışı gebelik (dış gebelik)— Döllenen yumurta döl kanalına girmez, karın boşluğuna düşer; bazen de döl kanalından girer, rahime ulaşır, fakat rahimdeki bir yırtıktan karın boşluğuna düşer. Bu tip gebeliklerin sürmesi mümkün değildir.
Uterus dış gebelik 3 formda gerçekleşebilir:
**Ovarium gebeliği-nadir görülür
**Oviduct gebeliği-nadir görülür
**Abdominal gebelik- en sık görülen dış gebelik formudur.
 
 
 
*KISIRLIK (İNFERTİLİTE)—Kısırlığın birçok nedeni olabilir. Bu nedensel edinsel veya doğumsaldır. Yapısal bozukluklar fonksiyon bozukluğuna sebep olur ve dişi köpek gebe kalamaz.
En başta gelen kısırlık sebepleri:
 
A) Genital Organlarda Yapısal Bozukluklar:
*Doğmasal olarak kalıcı hymen veya tek korn olması—Bu vakalarda tedavi ile gebelik şansı çok düşüktür.
*Vulvanın stenozu, pervulvar dermatitis—Uygun tedaviden sonra gebelik şansı yüksektir.
*Vulva, vestibulum ve vajinada daralma ve yapışmalar (vulvitis, vajinitis, metritis, pyometra, uterus mokozasında yangı vb.)
*Rahim tümörleri, vajinal tümörler
*Uterus-ovaryum arası geçişte tıkanma
*Uterus ve vajina prolapsusu
*Vajinadaki Veneral Tümörler—Dişi köpeğe çiftleşme esnasında diğer köpekten bulaşır. Zamanla Vajinanın içerisinde büyür ve her tarafa yayılırlar. Ameliyat, kemoterapik tedavi uygulanır.
*Ovarium (yumurtalık) Kistleri—En yaygın kısırlık sebeplerinin başında gelir. Ovaryum kistleri genellikle yumurtlamaya mani olur.
*Yumurtalıkların Gelişim Bozukluğu—Bir yumurtalığın veya 2’sinin birden olmaması.
*Dış Gebelik
B) İşlevsel Bozukluklar :
İşlevsel bozukluklardan kaynaklanan kısırlıkların bazıları tedavi edilebilir. En sık rastlanan işlevsel bozukluklar:
*Yumurtalıkların Gelişmemesi—Bazı vakalarda hormon tedavileri ile yumurtlama sağlanabilir. Bazen östrus gerçekleşir, köpek çiftleşir fakat yumurtlama olmadığı için gebelik oluşmaz.
*Östrusun düzensiz, kısa olması veya hiç östrus yaşanmaması—Düzensiz ve kısa süren östruslar hormon tedavileri ile düzeltilebilir. Hiç östrusun yaşanmadığı vakalarda çiftleşme ve gebelik gerçekleşemez.
*Hipotiriodizm
*Çift cinsiyet (hermaphriodismus)—Çok nadir görülür. Birkaç farklı formda şekillenebilir. Ameliyat ve hormonal tedaviler uygulanır. Yavru almak hemen hemen imkansızdır.
*Vulva, vajina, uterus da doğumsal veya edinsel anormalitelerden kaynaklanan işlevsel bozukluklar çiftleşmeye mani durum teşkil ediyorsa kısırlığa sebep olabilirler.(vulvitis, vajinitis, metritis, uterus mukozasında yangı, pyometra vb.)
*Dış gebelikler
*Hayali gebelikler—(ayrı bir konu başlığı olarak sitemizde işlenmiştir)
*Beslenmeye bağlı kısırlık—Çok zayıf, iyi beslenemeyen ( vitamin eksikliği, protein eksikliği) hayvanların kas-iskelet yapısı da gelişemez; bu durumdaki hayvanlar gebe kalamaz veya sağlıklı bir gebelik geçiremez. Aynı şekilde obezite hastası hayvanların da gebelik şansı düşüktür.
*Çevresel Faktörler—Çok soğuk havalar, az gün ışığı yumurtalıkların fonksiyonlarını yavaşlatabilir.
 
 
 
AGALACTİA—Doğum sonrası meme bezlerinde süt üretimini prolactin ve oxytocin hormonla rının salgılanması sağlar. Bazı dişilerde doğumdan sonra süt üretimi gerçekleşmez. Bu duruma ‘’agalactia’’ denir. Doğumdan 24 saat sonra yeterli süt üretimi başlamamışsa bir sorun olduğunu söyleyebiliriz. Agalactia kedi ve köpeklerde çok sık rastlanan bir durum değildir.
 Agalactia sebepleri:
*Sezaryen doğumlar
*Annenin ilk doğumu olması
*Yetersiz beslenme ve yetersiz sıvı alımı
*Çok gürültülü, kalabalık ortamlar
*Stres
*Rahim iltihapları, mastitis, eclampsia, metritis—Agalactia genellikle başka bir hastalığın neticesinde sekunder komplikasyon olarak şekillenir.
*Ortamın aşırı sıcak olması
*Kalıtımsal
*Meme bezlerinin gelişmemiş olması
*Erken doğum

Agalactic dişilere (doğum sonrası) süt üretimi için oxytacin hormonu uygulanabilir. Dişiler bu hormon takviyesine genellikle olumlu cevap verir. Eğer grandula hücreleri süt üretemez durumdaysa hormon tedavisinden sonuç alınamaz.

ÇİFT CİNSİYET İNTERSEX

HERMAFRODİTİZM (ÇİFT CİNSİYET-İNTERSEX)
 
 
 
Yunan mitolojisindeki Hermes ve Afrodit’in isimlerinin birleşmesi ile adlandırılan, genital organlarda hem dişinin hem erkeğin karakteristik özelliklerini taşıma durumudur. Doğanın bir hatası, genetik mutasyon olarak değerlendirilebilir. Normal şartlarda cinsiyet 2 kromozomun eşleşmesiyle belirlenir. Bu kromozomların biri anneden diğeri babadan gelir. Üretilen her yumurta bir adet X kromozomu ihtiva eder. Erkeğin spermi ise X veya Y kromozomu taşıyabilir. Döllenme esnasında bu 2 kromozom XX olarak eşleşirse fetus dişi olarak, XY olarak eşleşirse erkek olarak gelişir. Kromozom eşleşmesi esnasında şekillenen anormallikler çift cinsiyete (hermafroditizm) sebep olur.
Döllenmeyle oluşan tüm embryolarda erken evrede cinsel salgı bezlerinin testis mi yoksa yumurtalık mı olduğu belli değildir. Eşleşen kromozomlar XX ise testosteron hormonu salgılanmaz, cinsel salgı bezleri yumurtalık formu alır ve embryo dişi olarak gelişimini sürdürür. Eşleşen kromozomlar XY ise testosteron hormonu salgılanmaya başlar, cinsel salgı bezleri testis formu alır ve embryo erkek olarak gelişimine devam eder. Yeterli testosteron salgılanmayan durumlarda testisler tam gelişmez, hata olarak yumurtalık gelişir. Çift cinsiyet vakalarında genellikle kromozom eşleşmesi XX olan; fakat hem testis hem yumurtalık bulunması formu hakimdir. Çok nadir olarak, gelişen fetusta hem XX hem XY kromozomunun beraber bulunduğu vakalar da görülebilir.
Hermafroditizm genellikle 3 formda şekillenir:
*bir tarafta bir yumurtalık + bir testis; öbür tarafta ya tek yumurtalık ya da tek testis (toplam 3 cinsel salgı bezi)
*bir tarafta bir testis, öbür tarafta bir yumurtalık
*her iki tarafta da birer testis + birer yumurtalık (toplam 4 cinsel salgı bezi)
Hermafrodit vakalarda testicular dokunun miktarı hayvanın ne kadar erkek veya ne kadar dişi olduğunu belirler. Rahim gelişimi bu olguya bağlıdır. Çift cinsiyet vakalarının %25’i gerçek hermafrodizm olarak sınıflandırılır. Bu vakalarda köpek normal  dişi genital organlarının yanı sıra fazla gelişmiş bir klitorise veya ufak bir penise sahip görünümündedir. Sıklıkla testisler ve yumurtalıklar yerlerine inmemiş, karın içerisinde saklıdır.
Çift cinsiyet vakalarının %75’ini ise pseudohermaphrodit vakaları oluşturur.
 
PSEUDOHERMAPHRODİTİZM—Kromozomlar ve cinsel salgı bezleri birbirine uyumlu olmasına rağmen dış genital organlar bu verilere uyumlu değildir (örn: kromozom eşleşmesi XX ve yumurtalıklar da mevcut ama hayvanın bir de penisi var) . Minyatür Schnauzers, Kaniş ve Pekingnese ırkı köpekler bu anomaliye yatkın ırklardır.
Pseudohermaphroditizm 3 formda görülür:
 
*Erkek pseudohermaphroditizm—Kromozom eşleşmesi XY, testisler mevcut fakat dişi genital organlara sahip hayvanlar. Bazı vakalarda yumurtalık kanalı ve rahim mevcuttur fakat dış genital organlar erkek organlarıdır.  Normal penis ve testislere sahip bazı vakalarda dişi genital organlarının farkına dahi varılmayabilir.
 
*Dişi pseudohermaphroditizm—XX kromozom eşleşmesi ve yumurtalıklar olmasına rağmen yüksek testosteron salgılanmasından dolayı iç ve dış genital organlarda erkek organları görülür. Bazı vakalarda aşırı gelişmiş bir klitoris görüntüsü, bazı vakalarda ise normal görünümlü bir penis vardır. Penisin yanı sıra prostat bezleri de görülebilir. Bu tip vakalara genellikle hamilelik esnasında testosteron/progesteron içeren ilaç tedavisi uygulanan köpeklerin yavrularında rastlanır. Bu hayvanları rahim ve yumurtalık hastalıklarından korumak için kısırlaştırmak gerekir. Çift cinsiyetli hayvanlar genellikle kısırdır (çok istisnai olarak doğum yapan birkaç vaka bilinmektedir). Yine de bu hayvanları çiftleştirmek önerilmez.
 

*Sınıflandırılmamış vakalar—Yukarıdaki 2 sınıflandırmanın dışında kalan vakalardır.