KÖPEKLERDE HYPOTHYROİDİSM

Thyroid (tiroid) bezinden salgılanan thyroxine hormonu vücudun metabolik hızını ayarlayan ana hormondur.  Görevlerinin başında protein & karbonhidrat & lipit metabolizmasını düzenlemek gelir.  Bu hormonun yetersiz salgılanması sonucu vücudun metabolik hızı yavaşlar ve tüm sistem bu olumsuzluktan etkilenir. Throxine hormonunun yetersiz salgılanmasından gelişen hastalığa hypothyroidism denir. (daha&helliip;)

KÖPEKLERDE HYPOPARATHYROİDİSM

Boyun bölgesinde yer alan parathyroid bezleri salgıladıkları parathyroid hormonu (PTH) sayesinde kandaki calcium (kalsiyum) ve fosfor konsantrasyonunun gerekli seviyelerde kalmasını sağlarlar. Kalsiyum, hücre membranlarının (zarları) sodyum geçirgenliğini dengeler; iskelet-kalp-çizgisiz kasların (mide, bağırsak, rahim ve mesaneyi oluşturan kaslar) gelişimine ve çalışmasına yardımcı olur. (daha&helliip;)

KÖPEKLERDE HYPERPARATHYROİDİSM

Boyun bölgesinde yer alan parathyroid bezleri salgıladıkları parathyroid hormonu (PTH) sayesinde kandaki calcium (kalsiyum) ve fosfor konsantrasyonunun gerekli seviyelerde kalmasını sağlarlar. Kalsiyum, hücre membranlarının (zarları) sodyum geçirgenliğini dengeler; iskelet-kalp-çizgisiz kasların (mide, bağırsak, rahim ve mesaneyi oluşturan kaslar) gelişimine ve çalışmasına yardımcı olur. Vücuttaki kalsiyumun %99’ ı kemiklerde, %1’ i hücrelerin içinde, %0.1’ i ise plasmada bulunur. Kandaki kalsiyum oranı düşerse parathyroid hormonları devreye girer ve ihtiyaç duyulan kalsiyum kemiklerden çekilir. (daha&helliip;)

HYPERADRENOCORTİCİSM—CUSHİNG’S SENDROMU

Adrenal bezler (iki adet), batın bölgesinde böbreklerin önünde yer alırlar. Adrenal bezler adrenal korteks (dış tabaka) ve adrenal medulla (iç tabaka) olmak üzere iki kısımdan oluşurlar ve vücudun düzenli çalışmasına yardımcı olmak için birçok hormon salgılarlar (kortizon, seks hormonları, aldesterone vb.). Cushing’s Sendromu denilen hastalık adrenal bezlerinin vücudun ihtiyacından daha fazla kortizon (adrenal korteksin orta bölümünde üretilen-vücudun biyolojik fonksiyonlarını düzenleyen hormon) salgılamasıyla şekillenen bir hastalıktır.

Adrenal bezlerin ürettiği bazı hormonlar:

*glucocorticoidler—cortisol hormonu glucocorticoidlerin başında gelir. Bu hormonun ana vazifesi stresle mücadele etmek ve kan şekerini düzenlemektir.

*mineralcorticoidler— adrenal kortekste üretilen aldosterone hormonu bu hormonların başında gelir. Ana görevi vücutta su, sodyum, potasyum ve chloride’in düzenlenmesine ve elektrolize edilmesine yardımcı olmaktır.

*seks hormonları—adrenal kortekste üretilirler.

Hastalık her ırk köpekte görülebilir. Genellikle orta yaş ve yaşlı hayvanlarda daha sık görülür (9 yaş ve üstü). Cinsiyet faktörü çok belirleyici olmamakla beraber dişilerde görülme oranı biraz daha fazladır.

Hipofize bağlı Cushing’s Sendromu: Aşırı kortizon üretiminin arkasında %80-85 olasılıkla hipofiz tümörleri yatar. Bu tümörler adrenocorticotropic (ACTH) hormonu salgılayarak adrenal bezlerinin büyümesine sebep olurlar. Büyüyen adrenal bezler aşırı kortizon üretmeye başlar ve birtakım sistematik hastalıkların şekillenmesine sebep olurlar.

Bazı ırk köpekler hipofiz tümörlerine yatkındırlar. Bu ırklar, Minyatür Schnauzers, German Shepherds, Poodle, Dachshunds, Boxer, Boston Terrier’dir.

Adrenal bezlere bağlı Cushing’s Sendromu: Vakaların %15-20’si adrenal bezlerdeki tümörel oluşumlardan kaynaklanır. Bu tümörlerin %50’si kötü huyludur.

İatrogenic Cushing’s Sendromu: Bazı hayvanlarda başka hastalıkların tedavisi için uzun süreli steroidler kullanılır. Bu hastalarda da aşırı kortizon alımına bağlı olarak Cushing’s Sendromu oluşabilir.

Hastalığın belirtileri:

*aşırı halsizlik

*aşırı su içme, sık idrara çıkma

*iştah artışı, kilo artışı

*batın bölgesinde gerginlik, şişkinlik

*tüy yapısında bozulma, tüy kaybı, simetrik tüy dökümü

*kronik deri problemleri

*idrar yolları enfeksiyonları

*kaslarda güçsüzleşme

*deride kalsiyum birikmesi (calcinosis cutis)

Hastalığın teşhisi için birçok test gerekir. Hipofiz bezi tümörlerinin cerrahi yöntemlerle çıkarılması çok zordur ve ayrı uzmanlık gerektirir. Tedavide kortizonu baskılamaya ve semptomları hafifletmeye yönelik ilaçlar kullanılır.

 

     

KÖPEKLERDE HYPERTHYROİDİSM

Thyroid (tiroid) bezinden salgılanan thyroxine hormonu vücudun metabolik hızını ayarlayan ana hormondur. Görevlerinin başında protein & karbonhidrat & lipit metabolizmasını düzenlemek gelir. Bu hormonun aşırı salgılanması sonucu vücudun metabolik hızı artar ve tüm sistem bu olumsuzluktan etkilenir. Throxine hormonunun aşırı salgılanmasından gelişen hastalığa hyperthyroidism denir. Hastalığa sebep olan etkenlerin başında tümörler/nodüller (thyroid adenoma, tyroid adenomatous guatr vb.) gelir. Bu tümörler throid loblarının tekinde veya her ikisinde birden oluşabilirler. Genellikle 6-8 yaş aralığındaki hayvanlarda görülür (hyperthyroidism köpeklerde nadir görülen bir hastalıktır).

Hyperthyroidismin belirtileri:

*aşırı iştaha rağmen kilo kaybının oluşması

*huzursuzluk, sinirlilik

*irritasyon, aşırı hareketlilik

*idrarda artış

*aşırı su içme

*solunumun hızlanması

*dışkılamada artış

*zaman zaman oluşan ishal

Hastalığın tedavisinde radyoaktif iodine tedavisi, oral medikasyon (ağızdan alınan beta-adrenergic bloker), anormal thyroid bezinin cerrahi yöntemlerle alınması gibi yöntemler uygulanabilir.

Hastalığın teşhisi için kan analizleri yapılmalıdır (T4, T3, Free T4; TSH ölçümleri vb.). Etkene göre tedavi belirlenir. Tedavi edilmeyen uzun seyirli hyperthyroidism hastalarında thyrotoxic kalp hastalığı (kalp yetmezliği) oluşabilir.

HYPOGLYCEMİA

Kandaki glukozun (kan şeker konsantrasyonunun) 70mg/desilitre’nin altına düşmesiyle şekillenen hastalığa hypoglycemia denir. Hastalığa dair belirtiler genellikle kan şeker konsantrasyonunun 50mg/desilitrenin altına düşmesiyle başlar.

Hastalığın belirtileri:

*iştah kaybı

*aşırı bitkinlik

*koordinasyon bozukluğu

*titreme

*kaslarda tikler

*nöbetler

*alışılmadık davranış biçimleri

*genişlemiş gözbebekleri

*körlük

*sersemlik veya koma hali

*uyuşukluk

Juvenile (yavrularda) hypoglycemia (JG)—3 aydan küçük yavrularda sık görülen hypoglycemia formudur. Sık görülmesinin sebebi yavru hayvanların metabolizmalarının kan glukozlarını iyi düzenleyememesi ve yavru hayvanların yüksek oranlarda glukoza ihtiyaç duymalarıdır. Stres, soğuk hava şartları, yetersiz beslenme, bağırsak parazitleri juvenile hypoglycemia’ya sebep olan etkenlerin başında gelir. JG en çok toy boy (çok ufak boy ırklar) ırklarda görülür.

Hypoglycemianın sebepleri:

*pankreasta insülin üretiminin artmasına sebep olan tümörler-bunlar genellikle beta hücreli tümörler ve insullinoma tümörleridir.

*egzersizden önce aşırı besleme ( Hunting Dog Sendrom)-av köpeği sendromu

*gıdaların emiliminin az olması

*insülin overdose—insülin doz aşımı

*diabetes mellitus—şeker hastalığı

*insülin-benzeri etki yaratan tümörler

*ciddi sistemik bakteri kaynaklı enfeksiyonlar—sepsis

*hypopituitarism—hipofiz bezindeki sorundan kaynaklanan hormon yetmezliği

*hypoglycemic ilaçlar—şeker hastalığının tedavisinde kullanılan ilaçlar

*ilerlemiş gebelik

*böbrek tubüllerindeki anormalliktan kaynaklanan idrarda glukoz oluşumu

*Addison’s hastalığı—adrenal bezlerden salgılanan bazı hormonların yetersizliği

*portosistemik şant-doğumsal bir kan damarları anomalisidir. Kan bağırsaklardan karaciğere by-pass olur.

*glukojen depolanması hastalığı-enzim yetmezliğine bağlı olarak karaciğerde anormal miktarda glukoz depolanır.

*kalıtımsal hastalıklar

Hastalığın teşhisi için kan-idrar analizleri gerekir. Tedavi etkene göre belirlenir. Ağızdan veya damariçi glukoz takviyesi tedavide ana prensiptir. Yan tedaviler etkene göre değişir. Hypoglycemic hayvanların stres ve soğuktan uzak tutulması gerekir. Günlük besinleri 3-4 öğüne bölünmeli ve hep aynı saatlerde düzenli beslenmelidir. Ayrıca ağır egzersizlerden kaçınılmalı; onun yerine kısa yürüyüşler yaptırılmalıdır.

HYPOADRENOCORTİCİSM –ADDİSON’S HASTALIĞI (AD)

Adrenal bezler (iki adet), batın bölgesinde böbreklerin önünde yer alırlar. Adrenal bezler adrenal korteks ve adrenal medulla olmak üzere iki kısımdan oluşular ve vücudun düzenli çalışmasına yardımcı olmak için birçok hormon salgılarlar (kortizon, seks hormonları, aldesterone vb.). Adrenal bezlerin ürettiği hormonların iki tanesindeki yetersizlik AD hastalığına sebep olur.

glucocorticoidler—cortisol hormonu glucocorticoidlerin başında gelir. Bu hormonun ana vazifesi stresle mücadele etmek ve kan şekerini düzenlemektir.

mineralcorticoidler—aldosterone hormonu bu hormonların başında gelir. Ana görevi vücutta su, sodyum, potasyum ve chloride’in düzenlenmesine ve elektrolize edilmesine yardımcı olmaktır. Mineralcorticoidler yeterli salgılanmazsa vücuttaki sodyum-potasyum dengesi altüst olur. Buna bağlı olarak da kardiovaskular sistem, sindirim sistemi, sinir sistemi ve böbrekler etkilenir.

Addison’s Hastalığı adrenal bezlerde yukarıda adı geçen hormonların yeterli miktarda salgılanmamasıyla şekillenen bir hastalıktır. AD köpeklerde nadir görülen bir hastalıktır. Genellikle genç ve orta yaşlı köpeklerde görülür. AD’li köpeklerin %70’i dişidir.  Hastalık, kısırlaştırılmış erkek köpeklerde kısırlaştırılmamış olanlara oranla daha sık görülür.

Bazı ırk köpeklerde AD hastalığı kalıtımsaldır. Bu ırklar Leon Berger, Standart Poodle, Nova Scotia’dır.

Hastalığa yatkın ırklar: Airdale, Bearded Collie, German Shepherd, German Shortair Pointer, Great Dane, Saint Bernard, English Springer Spaniel; West Highland White Terrier, Wheaten Terrier, Portuguese Water Dog.

Addison’s hastalığının sebepleri:

bağışıklık sisteminin adrenal bezlere saldırarak dokuları tahrip etmesi—en yaygın sebeptir.

bazı ilaçların kullanımı—özellikle steroid kullanan hastalarda steroidlerin aniden kesilmesi (steroidler doz düşürülerek ve zamana yayarak sonlandırılmalıdır)

hipofiz bezi kanserleri, hastalıkları

kanser

Addison’s hastalığının belirtileri

bitkinlik, kuvvetsizlik

iştahta azalma

kilo kaybı

depresyon

dehidrasyon

ishal

kusma

aşırı su içme

düşük ateş

dengesizlik

titreme

düşük nabız

AD’li hayvan sahipleri köpeklerini fiziksel ve duygusal stresden uzak tutmalıdır. Köpeğe ağır egzersizler yaptırılmamalıdır.

Addison’s Hastalığı önlenebilir bir hastalık değildir fakat tedaviye olumlu cevap verir. Tedavide eksik hormonlar takviye edilir, damar içi serum verilir, günlük tuz takviyesi yapılır. Tedavi edilmeyen hayvanlarda ölüm riski vardır.

KÖPEKLERDE DİABETES MELLİTUS (DM)—ŞEKER HASTALIĞI

Şeker hastalığı, insülin hormonu yetersizliğine bağlı olarak vücutta şekerin metabolize edileme mesiyle şekillenen kronik bir endokrinal (hormonal) hastalıktır.

İnsülin pankreas tarafından salgılanan bir hormondur. Görevi glikozu parçalayan glukoz enziminin depolanması ve protein-yağ-karbonhidrat mekanizmasını düzenlemektir. Alınan besinlerdeki karbonhidrat midede parçalanarak şekere dönüşür. Vücut ihtiyaç duyduğu enerjiyi bu şekerden karşılar. Kandaki şeker oranı artınca, pankreas şeker oranını dengelemek için insülin salgılar. İnsülin hücrelere girecek olan şekere hücre kapılarını açan bir anahtar vazifesi görür. İhtiyaç fazlası şeker yine insülin yardımıyla karaciğer ve kaslarda depolanır. İnsülinin yetersizliği durumunda kandaki şeker oranı kontrolsüz bir şekilde artar ve bu sistemin çalışması aksar.

Diabetes Mellitus orta yaşlı ve yaşlı köpeklerde daha sık görülür. Pik yaptığı yaş dönemi 7-9’ dur. Her cins köpekte görülebilir. Australian Terrier, Samoyed, Schnauzer, Bichon Frise, Cairn Terrier, Keeshond, Spitz, Fox Terrier ve Poodle ırkları şeker hastalığına yatkın ırklardır. Juvenile (yavru-genç) form DM genellikle köpek 1 yaşına gelmeden ortaya çıkar. Hastalığın teşhisi için laboratuar testleri yeterlidir. Hastalığın yarattığı hasarı tespit etmek için başka tetkikler gerekebilir. İyi bakılan köpekler hastalık ortaya çıktıktan sonra ortalama 5-7 yıl daha yaşayabilirler. Hastalığın çok şiddetli setrettiği, gerekli tedavi uygulanmayan köpeklerde bu süre 3 yıla düşebilir.

İki tip diabetes mellitus vardır:

*TİP 1 DİABETES MELLİTUS— Pankreasta insülin üretmesi gereken hücrelerdeki tahribat sonucu vücudun yeterli insülin üretememesiyle şekillenir. Tip 1 DM’li hastalarda eksik insülin enjeksiyon yolu ile vücuda verilir. Şeker hastası köpeklerin %99’u TİP 1 DM hastasıdır. Hastalık dişi köpeklerde iki kat fazla görülür. TİP 1 DM önlenebilir bir hastalık değildir.

*TİP 2 DİABETES MELLİTUS—Vücutta yeterli insülin hormonu salgılanır, fakat bazı sebeplerden dolayı vücut salgılanan bu hormonu randımanlı kullanamaz ya da üretilen insülin kandaki şeker düzeyini düzenleyecek nitelikte olmaz. Bu tip hastalarda insülin iğnesine gerek yoktur. Tedavi için kilo kontrolü, beslenmede değişiklik, günlük idman (yürüyüş vb.) ve ağızdan alınan glukozu düşürmeye yönelik ilaçlar yeterlidir.

Şeker hastası köpeklerin beslenmesinde değişiklik yapılmalıdır. Günlük yemeğin birkaç porsiyona bölünerek verilmesinde fayda vardır. Veteriner kliniklerinden DM’ li hayvanlar için özel üretilmiş prescription mamalardan  temin edebilirsiniz. Ev yemeği pişiriyorsanız muhakkak lifli gıdaları (fiber) tercih edin. Lifli gıdalar şekerin ve karbonhidratların bağırsakta yavaş emilmesini sağlayarak metabolizmaya yardımcı olurlar.

Eğer köpeğiniz aşırı kiloluysa muhakkak zayıflamasını sağlayın. Kilolu ve obez hayvanların şeker hastası olma ihtimali zayıf olanlara oranla kat kat fazladır.

  

Şeker hastalığının belirtileri:

*çok su içme, aşırı susuzluk çekme (polydipsia)

*çok sık idrara çıkma (polyuria)

*iştah eksikliği olmamasına rağmen kilo kaybı—metabolizma glukoz ve ketone ihtiyacını karaciğerdeki yağ ve proteinleri parçalayarak karşılar; bu da kilo kaybına sebep olur.

*görmede bozulma, ani körlük

*halsizlik, uyuşukluk

*zayıf vücut kondüsyonu

*vücuttaki yaraların geç iyileşmesi

*iştah artışı (polyphagia)

İnsulin overdose: Tip 1 şeker hastaları vücutlarındaki eksik insülini insülin iğneleri ile tamamlarlar. Bu iğneler genellikle 12 saat arayla günde 2 kez olarak uygulanır (bazı vakalarda farklı uygulamalar gerekebilir). Eğer vücuttaki insülin hormonu olması gereken seviyenin üzerine çıkarsa kandaki glukoz düşer. Bu durumdaki hayvanlarda oryantasyon bozukluğu, aşırı halsizlik, nöbet, uyku hali görülür(hypoglycemia). Böyle bir durumda köpeğe derhal yemek(ödül bisküvisi, konserve mama vb.) yedirin ve veterinerinizi arayın. Çok nadir de olsa köpek komaya girebilir.

Şeker hastalarında idrar yolları hastalıkları sık görülür çünkü bakteriler şekerin sebep olduğu seyreltik ve şekerli idrar ortamında çok rahat ürerler.

 DM’ nin sebep olduğu diğer hastalıklar:

*vücudun diğer bölümlerinde enfeksiyon (özellikle dişetleri)

*acidosis ( kandaki PH seviyesinin düşmesi)

*diabetes Ketoacidosis—kandaki kimyasallarda değişiklik (karaciğer aşırı ketone üretir)

*katarakt

*pancreatitis—pankreasın yangısı

*hyperadrenocorticism— kandaki steroid hormonlarının fazlalığı.

*damarların yapısının bozulması

*deri-cilt problemleri

*böbrek-karaciğer problemleri— böbreklerde atılması gereken maddelerin birikmesi, karaciğerde yağ birikmesi

*kaslardaki fonksiyon bozukluğuna bağlı olarak şekillenen kas zayıflığı

Şeker hastası kedilerde kortizon, glucocorticoid, kızışma önleyici (progestagen) ilaçların, steroidlerin (prednisone vb.) kullanımından sakınılmalıdır. Bu tip ilaçlar hem insulinle çakışır hem de DM’ye sebep olurlar. Şeker hastası dişi kedilerin kısırlaştırılması önerilir. Bu sayede östrogenin insülin üzerindeki etkileri ortadan kaldırılmış olur.

DİABETES İNSİPİDUS

ADH (anti diuretic h.) hormonu hipotalamusda sentezlenip, hipofizde depolanır. Bu hormonun görevi idrarın küçük hacimlerde toplanmasını sağlamaktır. ADH’ nin sentezinde veya salgılanmasında oluşan bir sorun bu hormonun yeterli üretilememesine sebep olur. ADH yetmezliği köpeğin çok sık ve aşırı miktarlarda idrara çıkmasına neden olur. Bu hastalığa Diabetes İnsipidus (İD) denir. Köpek aşırı miktarda idrar yaptığı için devamlı su kaybeder. Doymak bilmeyen bir susuzluk çeker ve devamlı su içer. Dİ hastalığı her ırkta, her yaşta görülebilir. Kedilerde köpeklere oranla daha nadir görülür. Dİ’li hayvanların gün boyunca içecek su sıkıntısı çekmemeleri çok önemlidir. Yeterli su bulamayan hasta hayvanlarda susuzluğa bağlı olarak ciddi sekunder (ikincil) hastalıklar şekillenebilir.

 

Hastalık iki formda görülür:

 hipofizer (beyin kaynaklı ) iD—beyindeki bir hasar, tümör (kanser), enfeksiyon, kist veya kanama ADH hormonunun üretilememesine veya yeterli salgılanamamasına sebep olur. (Bu etkenler hipofiz bezinde veya nörohipofizel hatta sorunlara sebep olarak ADH hormonun üretilmesine mani olurlar)

nephrogenic (böbrek kaynaklı) İD—bu vakalarda kandaki ADH seviyesi yeterli olmasına rağmen böbreklerdeki suyun geri çekiliminde ve/veya idrarın toplanmasında sorun vardır. Böbrekler ADH hormonuna gerekli reaksiyonu göstermezler.

Böbrek kaynaklı İD’ye sebep olan hastalıklar:

  • Kronik böbrek yetmezliği
  • Pyelonefritis
  • Polikistik böbrek hastalıkları
  • İlaç toksikasyonları
  • Hiperkalsemi / hipokalsemi
  • Hiperadrenokortisizm /hypoadrenokortisizm
  • Kongenital sebepler—(nadir)
  • İdiopatik sebepler

Dİ’nin belirtileri:

*aşırı miktarda ve sık aralıklarla idrara çıkmak

*doymak bilmeyen bir susuzluk, aşırı su içme

*sersemlik, oryantasyon ve koordinasyon bozukluğu

*beyinde tümör kaynaklı Dİ ‘li hastalarda nöbetler görülür.

Bazı Dİ’li köpekler sınırsız su erişimine sahiplerse hayatlarını sorunsuz yaşayabilirler.

Hastalığın (ve etkenin) teşhisi için kan analizleri, ultrason, serum biyokimya paneli, idrar tahlilleri/kültürü, safra asitleri testi, thyroid testleri, adrenal bezlerin testleri ve en önemlisi ‘su-yoksunluk testi’ gerekebilir. Tedavide etkene göre ADH türevleri (desmopressin vb.), chlorpropamide, thiazide diruetic, tuz kısıtlaması uygulanabilir.

 

BRONŞİAL ASTIM—BRONCHİAL ASTHMA

Bronşlar ciğerlerdeki hava geçiş yollarıdır. Ani alerjik bir reaksiyona bağlı olarak bronşların mukoza ile dolup, ani daralması sonucu hava yolu tıkanır. Hayvan ciğerlerindeki havayı boşaltamaz ve nefes almada sorun yaşar. Ciğerlerde şekillenen bu hastalığa bronşial astım denir. Hastalığa  Köpek Alerjik Astımı da denir.

Astımın belirtileri:

*nefes almada güçlük

*öksürme

*hırıltılı solunum

*tachypnea—sık nefes alma

*kilo kaybı

*genel kondüsyonda bozulma

*hareketlerde azalma

*uyuşukluk

*anormal duruş şekli—yere yattıklarında kafayı uzatarak uyumak, dirsekleri arkada tutarak boyluca uzanmak (hava kanalını açık tutmak için)

Astım köpeklerde nadir görülen bir hastalıktır (kedilerde köpeklerden daha sık görülür). İlk belirtiler genellikle genç ve orta yaş döneminde başlar. Obez köpekler bronşial astıma yatkındırlar. Bronşial astıma sebep olan etkeni tespit etmek çok zordur. Stres, çevre değişimi, mevsimler astımı tetikleyebilir. Astım krizleri çok farklılık gösterebilir. Bazı köpeklerde belirtiler hafiftir ve hastalık çok hafif seyreder; bazı köpeklerde gün boyu süren, çok sık tekrarlayan nöbetler görülür. Astım köpeklerin bünyesini çok yoran, yaşam kalitelerini düşüren bir hastalıktır. Tedavi edilmeyen bazı vakalar ölümle sonuçlanabilir.

Astımlı hayvanların bakımında dikkat edilmesi gereken hususlar:

*evde sigara içilmemelidir.

*hava temizleyici kullanılmalıdır.

*aerosol spreyler (saç spreyi, deodorantlar vb.) kullanılmamalıdır.

*eğer kediniz kiloluysa mutlaka zayıflatmalısınız.

* toz halindeki ev kimyasalları (halı temizleme tozları vb.) kullanılmamalıdır.

*dış paraziter ilaçlama için pire tozu kullanmayın (enseye damlatılan paraziter ilaçları tercih edin).

*toz şampuan, parfüm kullanmayın.

*yaşam alanları iyi havalandırılmalıdır.

*astım krizi esnasında kullanılmak üzere bir oksijen tüpü bulundurulmalıdır (hastalığı ağır seyreden hayvanlar için).

*hayvan her türlü stresten uzak tutulmalıdır (gürültü vb.)

*yorucu egzersizlerden kaçınılmalıdır.

 

Bazı diğer hastalıkların semptomları da bronşial astıma benzer. Bronşial astımın doğru teşhis edilebilmesi için bu olası hastalıkları elemek gerekir. Bu hastalıklar:

*akut üst solunum yolları enfeksiyonları

*heartworm (kalp Kurdu) hastalığı

*ciğerlerdeki paraziter enfeksiyonlar

*nasofarenjeal polipler

*larenjeal hastalıklar

*pleural effüzyon—göğüs boşluğunda sıvı birikmesi

*pulmonary ödem—ciğerlerde sıvı birikmesi

*hava yolunun yabancı bir cisimle veya tümörle tıkanması

*nefes borusuna veya göğüs boşluğuna isabet eden travmalar

*ciğerlerde oluşan tümörler, kanser

*pneumonia—zatüre

Hastalığa neden olan alerjik etkenin tespiti (toz, pollen, duman, mite vb.) çok zordur. Kapsamlı bir alerji testi yapılması gereklidir. Tedavide corticosteroidler, bronchodilator ilaçlar (bronşları açan) ve oksijen takviyesi (küvöz, oksijen kafesi vb.) önerilir. Her 6-12 ayda bir akciğerlerin röntgeni (kontrol amaçlı) alınmalıdır.