KÖPEKLERDE ANAL KESE HASTALIKLARI

 Anal keseler, anüsün iki tarafında (saat 4 ve saat 8 yönünde), anüsten biraz aşağıda yer alan iki adet kesedir. Keseler dolu olduklarında köpeğin büyüklüğüne göre bezelye-misket büyüklüğündedir. Köpeğin dışkılaması esnasında dışkının keseye yaptığı basınçla kanallar açılır ve bir miktar sekresyon dışkı ile dışarı atılır. Bazı durumlarda kanallarda tıkanıklık oluşur ve sekresyon dışarı atılamaz. Dışkı, dışkı kalıntıları ve kirle tıkanan kesede biriken sekresyon yoğunlaşır, enfeksiyona ve apselere sebep olur. Kanalın doğuştan dar olması, sekresyonun normalden daha yoğun kıvamlı olması, anal kasların zayıf olması, dışkının beslenmeye bağlı sebeplerden yumuşak olması, uzun süren ishaller anal keselerin tıkanmasına sebep olur. Terrier, kaniş gibi küçük ırklarda, şişman köpeklerde anal kese hastalıklarına daha sık rastlanır. Anal kesesi tıkanan köpek oturma pozisyonunda poposunu yere sürterek kaşır, yalar. Anüs çevresinde şişkinlik ve kızarıklık görülür. Geç kalınan vakalarda dışkılama çok ağrılı olacağı için köpek tuvaletini yapmak istemez, şiddetli kabızlık gelişebilir.

Anal kese hastalıkları keselerin tıkanması, keselerin enfeksiyonu ve son olarak da keselerin apselenmesi evrelerini takip eder. Basit kese tıkanıklığı veteriner hekiminizin anal keseleri sıkarak boşaltmasıyla giderilmiş olur. Geç kalınmış vakalarda keseler enfekte olur. Streptocossus fecalis, Clostridium welchii, proteus spp, escherichiacoli, staphiliococcus gibi bakteriler enfeksiyona sebep olur. Enfekte anal bezeler boşaltılır ve ilaçla yıkanır. Medikal tedavi gereklidir. Apseleşmiş anal keselerde benzeri medikal tedaviler uygulanır. Sonuç alınamayan vakalarda son çare olarak cerrahi yöntemlerle anal keselerin çıkarılması gerekebilir.(Bu yöntem sakıncalarından dolayı pek önerilmez) Bazı durumlarda apselenmiş anal keseler kendiliğinden patlar ve fistüller oluşturabilir. Tedavi edilmeyen ve sık nükseden anal kese tıkanıkları keselerde adenokarsinom tümörlerin oluşmasına sebep olabilir.

             

Köpeğinizin anal kesesini ayda bir kez boşalttırmalısınız. Köpeğinizde bu sorun çok sık nüksediyorsa, veterinerinizden bu işlemin nasıl yapıldığını size öğretmesini isteyebilirsiniz. Veterineriniz köpeğinizi lif yönünden zengin bir mamayla beslemenizi önerebilir.

KÖPEKLERDE AĞIZ İÇİ TÜMÖRLERİ

Köpeklerde ağız içi tümörleri diş eti, diş alveolleri, dudaklar, tonsiller, damak, yutak bölgesinde görülür. Yapılan araştırmalara göre görülen tümörlerin %6’sı kötü huyludur. Labrador, Golden Retriever, Saint Bernard, Boxer, Cocker, Doberman Pincher, Terrier, Kangal, Alman Kurt Köpeği, melez ırk köpekler ve pigmentasyonu yüksek köpekler ağız ve yutak tümörlerine daha yatkındır. Ağız içi tümörler orta yaş ve üstü köpeklerde(6-10 yaş) daha sık görülür. Erkek köpeklerde görülme oranı daha yüksektir( %70). 1977-2005 yılları arasında Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinin yaptığı bir araştırmaya göre kedi ve köpeklerde görülen 1465 tümörün 93 tanesi ağız tümörüdür.

Çiğneme güçlüğü, kötü nefes kokusu, salyada artış, ağzı kapatamamak, beslenme yetersizliğinden oluşan kilo kaybı, yüzde şişlik ağız tümörlerinin belirtileridir. Köpeğinizin ağzında tümörel bir oluşum gördüğünüzde vakit kaybetmeden veterinerinize gitmelisiniz. Kötü huylu tümörler metastaz yaparak çene, boyun, farenxin arkasındaki lenf yumrularına ve akciğerlere sıçrayabilir. Akciğer metastazı gerçekleşmiş köpeklerde öksürük, solunum problemi görülür.

 

Köpeklerde ağız içi tümörler 4 gruba ayrılır:

*Malignant Melanom—Orta yaş ve üstü köpeklerde daha sık görülen poliferatif karakterli kötü huylu tümörlerdir. Ağız ve yutak içinde tekli tümörler olarak görülürler. Genellikle diş eti, yanak ve dudak mukozasında oluşur ve kısa bir sürede tüm ağız içine ve yutağa yayılırlar. Genel yayılması kemik dokuya doğrudur. Gecikilmiş vakalarda lenf ve akciğer metastazı gerçekleşebilir.

*Fibrosarcom—Daha genç ve erkek köpeklerde daha sık görülen kötü huylu tümörlerdir. Golden Retriever ve Doberman Pincher ırkları Fibrosarcom’a yatkındır. Lezyonlar bağ dokudan köken alan pembe, sapsız ve etli kütlelerdir. Diş eti ve damak gibi yumuşak dokularda ürerler. Daha az metastatik özellikte tümörlerdir. Bu tip tümörlerde cerrahi yöntemler genellikle iyi sonuç verir.

*Squamous Cell Carcinom—Etli, sapsız, gevrek ve genellikle ülseratif kötü huylu tümörlerdir. Orta yaş ve üstü köpeklerde daha sık görülür. Genellikle kemik dokusuna yerleşirler. Biolojik etkileri yerleştikleri bölgeye göre değişir. Metastatik yapıda tümörlerdir.

*Epulisler—bağ dokudan köken alan pembe, etli, sapsız kütlelerdir. Boxer, Golden Retriever, Doberman Pincher ırkı köpekler Epulis’e yatkın ırklardır. Orta yaş ve üstü köpeklerde daha sık rastlanır. Fibromatöz ve Kemikleşmiş Epulis olarak adlandırılan histolojik türleri iyi huyludur. Tedavide cerrahi yöntemler ve koterizaston genellikle iyi sonuç verir. Akantamatöz türü Epulis kötü huyludur. Alt çene ve üst çenenin orta bölümlerindeki diş etlerinde oluşur ve kısa bir sürede çevresindeki bölgede yayılır. Pembe, sapsız, etli ve istilacı tümörlerdir.

 

 

Genç köpeklerde viral hastalıklara bağlı olarak şekillenen tümöral oluşumlara da rastlanır. Bunlar genellikle Papillom karakterli bulaşıcı tümörlerdir. Transmissible Veneral Tümörler de (TVT) köpekten köpeğe bulaşır. Diş minesinden salınan kolumnar epital hücrelerden ve çevresindeki bağ dokudan köken alan Fibroameloblostoma ve Ameloblastoma türü iyi huylu tümörler de köpeklerde sık görülür. Bu tümörler yeme, çiğneme ve yutkunma sorunlarına sebep olurlar. İlerlemiş vakalarda köpeğin beslenmesi özafagusa uygulanan bir sonda yardımıyla yapılabilir. Bazı nazal (burun) tümörler de damak boyunca yayılarak ağız içine ulaşabilirler. Bu tümörler de iyi veya kötü huylu olabilirler. Köpeklerdeki ağız tümörleri türleri ve bölgelerine göre değişik şekillerde tedavi edilirler.Tedavide cerrahi yöntemler, cryosurgery (dondurarak ameliyat) radyasyon tedavisi, kemoterapi tedavisi uygulanabilir. Doğru teşhis için biyopsi uygulanmalıdır.

KÖPEKLERDE ANEMİ

 Anemi kandaki hemoglobin değerinin düşmesidir. Hemoglobinin düşmesiyle hücrelere yeterli oksijen taşınamaz ve dolaşım sistemi hastalıkları oluşur. Karaciğer, akciğer, böbrek gibi organların salgıladığı hormonların kalitesi ve miktarı kemik iliğinde üretilen alyuvar sayısını (eritrosit sentezi)  direkt etkiler. Bu organlardaki bir aksaklık kanın da bozulmasına sebep olur. Aneminin başta gelen sebepleri yukarıda adı geçen organların çalışmasında bozukluk, tümörel hastalıklar, kronik mantar hastalıkları, hepatit, tüberkuloz, yaralanmalar, dış parazitler, hamilelik, enfeksiyon ve stres’dir. Anemide genellikle eritrositlerin üretimi yetersiz kalır, üretilen eritrositlerin ömrü kısa olur ve demir emilimi düşer. Primer sebep olarak yapısal olarak değişime uğramış eritrositlere karşı vücudun antikor üretmesi sonucu üretilen eritrositler yıkıma uğrar. Sekunder sebep olarak ilaçlar, kimyasal maddeler de eritrositlere karşı antikor oluşmaına sebep olur. Bazen de parvo, distemper, coronavirus gibi viral hastalıklar da eritrositleri yıkan antikor üretilmesine sebep olabilir. Anemi, eritrositlerin bağışıklık sistemini uyaran antijen özellik kazanması durumunda bağışıklık sisteminin bunlara karşı savunma maddeleri (antikor) üretmesiyle şekillenir (Autoimmum Hemolitik Anemi).

  

Anemik köpekte aktivite düşer, halsizlik, durgunluk, depresyon, iştahsızlık, konjuktiva ve mukozalarda solgunluk, taşikardi ve    hafif ateş görülebilir. Hastalığın damar sistemi dışına çıkarak diğer organlarda şekillenmesiyle akciğer, dalak gibi organlarda hafif büyüme görülür. Scottish Terrier, Old EnglishSheep Dog, American Cocker, Alman Kurt Köpeği, Dachshund, Kaniş, Irish Setter, Shetland Sheepdog ırkı köpekler anemiye yatkın ırklardır. Hastalığın teşhisi kan testleri(PVC, alyuvar ve hemoglobin sayımı) ile mümkündür. Etkene göre uygun tedavi ile iyileşme sağlanır.

KÖPEKLERDE DERİ HASTALIKLARI

 Allopecia (tüy dökülmesi)— Kıl kökleri, derinin germinatif hücrelerinin içindeki foliküllerde yer alır. Çeşitli nedenlerden ötürü germinatif hücreler etkilenir ve kıl kökleri beslenemez. Bunun sonucunda kıl folikülleri atrofiye olur ve gelişemeyen kıllar dökülür.Köpeklerde tüy dökülmesi nin birçok sebebi olabilir. Mevsimsel tüy dökülmeleri normaldir ve bir hastalığa bağlı değildir. Köpekler yaz ve kış başlarında tüylerini değiştirler.Tüy dökülmesi doğmasal(allopeciacongenita)veya edinsel (allopecia symptopmatica) olabilir.

                

Allopecia Symptopmatica– Edinsel tüy dökülmesinin sebeplerinin başında mantar, dermatit, parazitler, ekzama, alerjiler, zehirlenmeler, kimyasallar, endokrin sistem bozukluğu (hipertiroidizm vb.) kısırlaştırma, stres, viral hastalıklar, bağışıklığın düşmesi, aşırı protein alımı, vitamin eksikliği (özellikle A, D, H vitaminleri) gelir. Enjeksiyon bölgesinde tüy dökülmesini, iri ırk köpeklerin sürtünmeden dolayı özellikle dirsek bölgelerindeki tüyleri kaybetmesini (mekanik tüy dökülmesi), anal kese kaynaklı kaşıntılara bağlı tüy dökülmesini de yukarıdaki listeye ekleyebiliriz. Edinsel tüy dökülmeleri yaygın (allopecia diffuza ) veya lokal (allopecia areata) olabilir. Mekanik sürtünme, tasmanın sürtünmesi lokal dökülmelerdir.        

  Allopecia Congenita—Doğumsal olan tüy dökülmelerinde yavru doğduğu anda vücudunda yaygın veya lokal tüy dökülmeleri görülür. Bunun sebepleri arasında anne köpekte iyot eksikliği, hipofiz bezi bozukluğu, annenin gebelikte viral hastalık geçirmesi, yavruda sinir sistemi fonksiyonu bozukluğunu sayabiliriz. Mexican Hairless, American Hairless, Chinese Crested, İnca Hairless gibi köpeklerin tüysüz olmalarının edinsel veya doğumsal bir sebebi yoktur. Az tüylü ve tüysüz olmaları bu köpeklerin ırksal özelliğidir.

Juvenile Pustuler Dermatitis(yavru köpeklerde püstüllü dermatit)—Bir yaşın altındaki bağışıklığı düşük yavru köpeklerde görülür. Vücudun değişik bölgelerinde görülebilir, fakat sıklıkla çene ve karın bölgesinde oluşur. Etken genellikle Staphyloccus grubu bakterilerdir. Köpeğin vücudunda küçük tüysüz alanlar açılır. Bu alanlar püstüllerle dolar. Patlayan püstüller kabuklanır ve kepeğimsi döküntüler oluşur. Hastalık genelde yayılmaz, küçük ve sınırlı alanlarda kalır. Tedavisi zor değildir. Hidrojen peroxide, chlorhexidine, benzoyl peroxide gibi antiseptik solusyonlarla enfekte bölgeyi günde 2 kez temizlemek gerekir. Ağır seyreden vakalarda ilave olarak antibiyotik de kullanılabilir.

Yeast (Malassezia) Dermatitis(Maya Dermatiti)—Köpeklerin kulak kepçesi, dış kulak kanalı, yüz, karın altı, ayak bölgesinde görülür. Genellikle etken Malassezia Pachydermatitis’dir. Alerjiler(gıda, polen), dış parazitler (uyuz, pire), hormonal bozukluklar (hypotiroidizm, cushing sendrom) maya dermatitine sebep olabilir. Her yaşta ve ırkta köpeği etkilemekle beraber West Highland Terrier, Bassed Hound, Cocker ve Springer ırkları daha yatkındır. Deride kızarıklar oluşur, etkilenen bölgedeki tüyler dökülür ve kabuklanma-kepeklenme görülür. Deri yağlı bir hal alır ve kötü kokar. İlerlemiş kronik vakalarda deri kalınlaşır ve rengi koyulaşır (fil derisine benzer). Teşhis için mikroskopik inceleme ve kültür ekimi yapılır. Tedavide etkene uygun ilaçlar ve antiseptik solüsyonlar kullanılır.

                 

Eczema (ekzama)—Derinin epidermisindeki (yüzlek hattı) yangıdır. Etkenin kuvvetine göre derinin alt tabakaları da ekzamadan etkilenebilir. Bazı köpekler de ekzamaya bağlı dermatitis şekillenebilir. Etkene bağlı olarak deride hassasiyet gelişir, kızarıklar ve ödem oluşur. Daha sonraları papüller ve içleri sıvı dolu olan değişik büyüklükte veziküller oluşur. Patlayan veziküller sulu ve kızarık bir hal alır. Sekunder bakterilerin devreye girmesiyle akıntı irinli bir hal alır. Patlayan veziküller zamanla kurur, kabuklanır ve deride kepeğimsi dökülmeler ve sertleşme görülür. Ekzama vücudun her yerinde görülebilir (gövde, kulak, burun, yanak, inguınal bölge vs.). Ekzama genellikle yavaş gelişir. Kronik veya akut seyirli olabilir. Tedavi için etkenin belirlenmesi gerekir. Golden Retriever, Saint Bernard, Alman Kurt Köpeği, Collie ekzamaya yatkın ırklardır. Ekzamanın erythematosum, papulosum, vesikulosum, exudativa, pustulosum ve squamosum gibi türleri vardır.

Ekzamaya sebep olan etkenler iki gruba ayrılır:

  Endojen (iç) etkenler: Bunlar iç parazitler, beslenme yetersizliği, tek yönlü beslenme, aşırı besleme, üremi, sarılık, karaciğer hastalıkları, hormonel bozukluklar, vitamin eksiklikleri, allejenler, iz elementlerin noksanlığıdır. Bazı iç etkenler kalıtımsal olabilir.

  Eksojen (dış) etkenler: Kimyasallar, mekanik sürtünmeler (tasma vs.), dış parazitler(uyuz, kene, pire), ev toz akarları, aşırı soğuk –sıcak, hijyen eksikliği, deride kir birikmesi, aşırı alkali sabunla yıkama, aşırı kaşınma eksojen etkenlerdir.

Pyoderma (derinin iltihaplanması)—Derinin iltihaplı enfeksiyonlarıdır. Hastalık deride gelişen olaylara bakterilerin karışmasıyla oluşur. Staphylococuccus Aureus türü mikro organizmalar ve bakteriler bu enfeksiyonlara sebep olur. Callus Pyoderma, Perianal Fistula, Pododermatitis, Granulome gibi türleri vardır. Kaşınma, travma, tahriş, yaralanma, ısırılma sebebiyle oluşan yaralar enfekte olarak deri iltihaplanmasına sebep olurlar. Bölgede akıntılı, kanamalı, irinli lezyonlar oluşur. Tedavi edilmeyen ve nükseden lezyonlar septisemi riski taşıyabilir. Yatış pozisyonundan, yere temastan oluşan nasırlar da enfekte olup pyodermaya dönüşebilir. Alman Kurt Köpeklerinin anüs çevresinde doku kayıplı perineal pyoderma’ya sık rastlanır. Tedavide antibiyotik kullanılır.

İnterdigital Pyoderma (ayak-tırnak iltihabı)—Köpeklerin ayak, tırnak, parmak aralarında oluşan bakteriyal enfeksiyonlardır. Sert zeminlerin tahriş etmesi, yabancı cisimlerin ayağa girmesi, toz, kir, zift-katran gibi maddelerin ayağa bulaşması, parazitler (uyuz), alerjiler ayak bölgesinde kırmızımsı, parlak, sulu lezyonlara (kontakt dermatit) sebep olur. Bakterilerin devreye girmesiyle nodüller daha büyük lezyonlara (1-2cm) dönüşür. Köpek bu ağrılı bölgeleri yalar, ısırarak kaşır ve daha çok tahriş eder. Bağışıklığı düşük köpeklerde ayak yaraları daha zor iyileşir ve nüksetme eğilimi gösterir. Labrador, İngiliz Bulldog, Shar-Pei ırkları interdigital pyodermaya yatkın ırklardır.

Hookworm Dermatitis (Kancalıkurt Dermatiti)—Ancylostoma, uncinaria ve necator kancalı kurtlarının sebep olduğu dematitdir. Genellikle kirli yerlerde yaşayan bakımsız köpeklerde görülür. Köpek yerle temas ederek kancalıkurtların 3.evresindeki larvaları topraktan alır. Lezyonlar köpeğin vücudunun toprakla temas ettiği bölgelerinde (karın altı, ayaklar vb.) oluşur. Bölge kızarır, sulanır ve kaşınır. Zamanla deri sertleşir. Enfekte olan ayaklarda tırnaklar daha hızlı uzar fakat şekil bozuklukları görülür. Dışkının mikroskopik incelemesiyle (kancalıkurt yumurtası aranır) teşhis edilir. Paraziter tedavi ve derinin tedavisi olumlu sonuç verir.

Neoplastik deri Hastalıkları—Kısırlaştırılmamış yaşlı dişi köpeklerde daha sık görülür. Deriye özgü ve iç organ tümörleri metastaz yaparak deride lezyonların oluşmasına sebep olur. Başlarda ufak sınırları belli olan lezyonlar, hastalığın ilerlemesi ile büyür ve yayılır.

Gıda Alerjisi—Gıda alerjisi alınan gıdanın içerdiği proteinlerin antigenik karakter göstermesi nedeniyle ortaya çıkar. (Glikoproteinlerin sindirim ve ısı sistemlerine karşı dayanıklılık göstererek vücutta antijen özelliğini koruması nedeniyle bağışıklık sistemi aktive olur ve alerjik reaksiyonlar gelişir.) Gıda alerjileri tüm alerjilerin %10’unu oluşturur. Mevsimsel, ırksal etkenler çok belirleyici değildir. Enzim yetersizliği, metabolizmik hastalıklar gıda alerjisine sebep olabilir. Gıda intoleransı alerji değildir. Gıda intoleransında köpekte hazımsızlık, kusma ve ishal görülür. Gıda alerjilerinde ise deri hastalıkları oluşur. Köpeklerde gıda alerjisine en sık 2-6 yaş aralığında rastlanır. Gıda alerjisine bağlı deri hastalıklarında deride kaşıntı, kızarıklık, tüy dökülmesi, kepeklenme, kabuklanma görülür. Deri üstünde eritremler, plaklar, püstüller oluşur. Köpeklerde görülen kaşıntıların %20’sinin sebebi gıda alerjisidir. Tavuk eti, sığır eti, balık, yumurta, süt alerjiye sebep olabilir. Allerjen madde tespit edilmezse hastalık kronikleşir ve dermatitise dönüşebilir.

   

Hastalık 2 formda görülebilir:

 Kuru-kepekli deri formu—özellikle baş ve boyun çevresinde görülür. Döküntüler kurudur.

 Doku kayıplı formu—Genellikle boyun, baş, ense, omuz bölgesinde görülür. Kızarıklıklar, sınırları belirgin ve ülseratif karakterlidir. İlk başlarda deri yangılıdır; sonraları kaşıntıya bağlı olarak tüyler dökülür ve doku kaybı oluşur. Gıda alerjisi olan bir köpeğin beslenmesinde değişiklik yapmak gerekir. Köpeğinizi 12 hafta süreyle başka bir protein grubundan mamayla beslemelisiniz (Tavuklu bir mama yiyorsa, balıklı, kuzu etli veya tavşan etli bir mamaya geçmek gibi). Bu süre zarfında köpeğinize hiçbir ödül, çiğneme kemiği, özel olarak tatlandırılmış ilaç, diş macunu vs. vermemelisiniz. Veteriner hekiminiz tedaviye yardımcı olması için özel prescription diet mama da önerebilir.

Flea Allergic Diseasa (pire alerjisi)—Ergin hale gelmiş pireler kan emerek beslenirler. Kan emmek için hortumumsu organları ile deriyi delerler. Bu esnada salya bırakırlar. Pirelerin salyalarındaki histaminik benzeri komponentler köpeğin derisinde alerjik bir reaksiyona sebep olurlar. Allerjinin şiddeti köpeğin bireysel hassasiyetine ve ısıran pire sayısına göre değişir. Yoğun pire invazyonlarında şiddetli alerjik reaksiyonlar gelişebilir. Pirenin ısırdığı bölgede kaşıntı, kızarıklık, kabuklanma, kepeklenme ve püstüller görülür. Pireyle mücadele için dış paraziter ilaçlamaya gerekir. Pire larva ve pupaları etrafa saçıldığından, köpeğinizin yatağını, evinizi de ilaçlamalısınız.

   

Acne (kıl kökü iltihabı)—Akne, derideki yağ bezlerinin dışa açılan kanallarının tıkanması sonucunda oluşan kıl kökü ve yağ bezlerinin yangısıdır. Önce derinin üstünde hafif yangılı ufak kızarıklıklar oluşur, sonra bu ufak kızarıklıklar bakterilerin devreye girmesiyle içleri iltihaplı değişik büyüklükte nodüllere dönüşür. Bu nodüller sıkıldıklarında patlar ve iltihap dışarı akar. İlerlemiş vakalarda folikülit ve furunkulozlar görülebilir. Akne, genellikle genç köpeklerin burun ve dudaklarının dış kısmında, yaşlı köpeklerin ayak parmaklarının aralarında oluşur. Ergenliğe geçişteki hormonal bozukluklar, parazitler, distemper, ekzama da akneye sebep olabilir. Kısa tüylü köpekler, Bulldog ve Doberman Pincher ırkı köpekler akneye daha yatkındır. Tıraş esnasında oluşan tahriş, irritan maddeler, sekunder bakteriler akneye sebep olabilir. Akneler inatçı yapıdadır ve nüksedebilirler. Tedavileri aylar sürebilir.

    

Pruritis cutaneus (kaşıntı)— Kaşıntı tek başına bir hastalık değildir. Genellikle başka bir hastalık kaşıntıya sebep olur. Karaciğer ve böbrek hastalıkları, gıda ve kimyasal alerjiler, parazitler, diabetes mellitus, hormonal bozukluklar, anal kese yangısı, stres, ekzama, konjuktivitis, distemper, aujeszky, mantar, dermatit kaşıntıya sebep olabilir. Yukarıdaki etkenler santral ve periferik uyarılara sebep olarak köpeği kaşındırırlar. Kaşıntıyı tedavi etmek için altında yatan sebebi tanımlamak gerekir.

     

Acanthosis Nigricans (derinin sertleşip renginin koyulaşması)—Köpeklerde görülen kronik bir deri hastalığıdır. Sebebi tam olarak bilinmemektedir. Tiroid ve adrenal korteks hormonlarının yetersizliği, diabetes mellitus, ilaç yan etkileri, kalıtım ve malignantın(gastrik kanser) deride sertleşme ve pigmentasyona sebep olduğu düşünülmektedir. Tedavi etkene göre belirlenir. Östrojen, testesteron ve kortizon tedavileri de gerekli görülebilir. Hastalık 3 evreden oluşur:  

 Juvenil form–Genç köpeklerde daha sık görülür. Ön ayakların iç yüzeyinde simetrik kahverengi lekeler şekillenir.

 Axillar form—Bacakların iç tarafı ve koltuk altındaki deri sertleşir ve rengi koyulaşır.

 İlerlemiş form—Derideki sertleşme ve aşırı pigmentasyon vücudun karın, göğüs, ağız, göz, testisler, tırnak çevresine yayılmıştır.

Dermatitis solaris—Güneş ışınlarının sebep olduğu bir dermatitdir. Beyaz renkli hayvanlar güneşten daha fazla etkilenir. Köpeklerde genellikle az pigment bulunan burun üstünde, burun mukozasında ve burun çevresinde görülür. Yalnız burunda görülen türüne Dermatitis Solaris Nasi denir. Etkilenen bölgede kızarıklık, eksudasyon ve kabuklanma görülür. Genellikle kabukların altında irinleşme ve ülserler şekillenir. Köpekte hafif ateş ve iştahsızlık görülebilir. Köpekler etkilenen bölgeleri yalayarak tahriş edebilirler. Bazı köpeklerde dudaklar, göz kapakları, kulaklarda güneş ışınlarından etkilenebilir. Kulak kepçesinde nekrotik dokular oluşup, kulak kepçesinin kıvrılıp deforme olmasına sebep olabilir. Çok sık nüksetmesi durumunda karsinom (kanser) gelişebilir.

Mantar—Hastalık etken türün kıl foliküllerine yerleşmesiyle ortaya çıkar. Sekunder enfeksiyon lar mantara bağlı deri hastalıklarının daha ağır seyretmesine sebep olur. Genç hayvanlarda daha sık görülür. Baş, kulak, kuyruk ve bacak bölgelerinde daha yaygındır. Bölgedeki kıllar kırılır, canlılığını kaybeder ve dökülür. En sık görülen mantar etkenleri trichophyton ve microsporum’dur. Bunlar ısı ve neme dirençli etkenlerdir. Sporlar trikofitinin enfeksiyöz evresinde oluşurlar ve enfekte tüylerin etrafında kümeler halinde bulunurlar. Tedavi edilmezler se 2 yıl canlı kalabilirler. Candida ve canis’de mantar enfeksiyonuna sebep olabilir. Deriye ulaşan mantar 2 gün içerisinde kıl foliküllerine ulaşır ve çoğalmaya başlar. Ölü kıllar mantar bulaştırmaz. Daha ziyade büyüme dönemindeki kılların üstünde etkene rastlanır. Enfekte olan bölgede kızarıklık görülür. Kaşıntı en belirgin şikayettir. Oluşan lezyonlar zamanla büyür (3-4cm) ve yayılır. Mantar köpekten Köpeğe bulaşır. Direkt temas, fırça ve yatak gibi malzemele rin ortak kullanımı mantarın bulaşmasını sağlar. Bazı mantar türleri zoonoz karakterlidir ve insana geçebilir. Teşhis için ultraviyole Woods lambası, mikroskopik inceleme ve mantar kültürü (ekimi) uygulanır. Tedavi uzun sürelidir(10gün-3ay). Mantar aşıları tedaviyi kolaylaştırır. Tedavinin yanı sıra tıraş önerilebilir.

   

KÖPEKLERDE EPİLEPSİ (SARA)

 Epilepsi, beynin içinde bulunan sinir hücrelerinin anormal bir elektro kimyasal deşarj yapması sonucu ortaya çıkan bir nörolojik hastalıktır. Krizler, koordine olmayan, gelişigüzel çalışan sinir dokularının köpeğin kaslarına bir takım mesajlar göndermesi sonucu oluşur. Beyinde bir elektrik fırtınası oluşur ve köpek bilincini kaybederek kriz geçirir. Epilepsi köpeklerde genellikle 6ay-5yaş aralığında görülür. Epileptik krizlerin en sık görüldüğü yaş aralığı 2-3 yaştır. İlk kriz genellikle 1-5 yaş aralığında geçirilir. Amerika’da 500 000 epilepsi hastası köpek yaşamaktadır.

   

 

Epilepsi oluşum sebeplerine göre ikiye ayrılır:

*İdiopatic (primary) Epilepsi— Krizlerin hangi sebepten kaynaklandığının anlaşılamadığı epilepsi vakalarına verilen addır. Yapılan tetkiklerde beyin anormalitesine rastlanmaz. Sebebin genetik veya kongenital olduğu düşünülür. Belgian Tervuerens, Beagle, Dachshunds, German Shepperds, Keeshonds, Boxer, Cocker, Golden Retriever, Labrador, Irish Setter, Kaniş, Dalmatian, Schnauzers, Saint Bernard ırkı köpekler idiopatic epilepsiye yatkın ırklardır.  

 

*Secundary Epilepsi—Epilepsi krizlerine neyin sebep olduğunun teşhis edildiği vakalardır. Başlıca secundary epilepsi sebepleri:

*cerebral kortexde anormal beyin aktivitesi

*Travma- Düşme veya çarpma sonucunda özellikle başa alınan darbeler.

*Hidrosefali, encefalit, eclampsia gibi hastalıklar

*Zehirlenmeler— Kurşun, arsenik, striktin, antifreeze, gübreler, kimyasallar, çikolata, zehirli bitkilerin yol açtığı toksikasyonlar.

*Organ yetmezliği— Özellikle karaciğer ve böbrek yetmezliğinin son safhaları.

*Paraziter Enfeksiyonlar— Mide- bağırsak parazitleri, Heartworm (kalp kurdu) hastalığının son evreleri, ağır pire-kene anemisi.

*Hipoglisemi— Düşük kan şekeri

*Hipotiroidizm

*Viral Hastalıklar— Başta distemper olmak üzere viral hastalıklar da epilepsiye sebep olabilir.

*Beyin tümörleri, beyin apsesi

*Kuduz,yalancı kuduz

*Mantar enfeksiyonları

 

Epileptik kriz dört safhada gerçekleşir:

1) Prodome evresi—Bu evre dakikalar veya saatler sürebilir. Hayvan sahibi bu evrede köpeğindeki değişiklikleri göremez.

2) Aura evresi—Bu evrede gelişen farklılıkları hayvan sahibi gözlemleyebilir. Beyinde elektrik fırtınası başlamıştır. Köpekte aşırı yalanma, hız denetimsizliği, aşırı salya üretimi, hafif titreme, saklanma, kusma, aşırı havlama, dönme gibi davranışlar şekillenir. Epileptik köpek bu davranışların bir veya birkaçını gösterebilir.

3) İctus (kriz) evresi—Bu evre köpeğin kriz geçirdiği süredir. Genellikle 45 saniye-3 dakika arası sürer. Kriz esnasında köpek bilincini kaybeder, yan düşer, dişlerini gıcırdatır, çenesi kilitlenir, can çekişir gibi ayaklarını oynatır, çırpınır, garip sesler çıkarır, bilinçsiz bir şekilde idrarını ve kakasını yapar… Kriz ilk 5 dakikadan sonra hafiflemezse, köpeğiniz 24 saat içerisinde 2’den fazla kriz geçirirse veterinerinizi aramalısınız. Yapılan araştırmalara göre gece gelişen kriz sayısı gündüz olanlardan fazladır. Bazen köpek sahibi kriz bittikten sonra eve gelir. Karşılaşılan manzara genellikle dağınıklık, dışkı ve idrardır. Köpeğiniz yorgun ve şaşkındır. İyi göremez ve sizi iyi duyamaz. Epileptik köpekleri denetimsiz olarak denize ve havuza sokmamaya özen gösterin. Köpeğiniz suda kriz geçirirse boğulur.

 

Krizler birkaç tip olabilir:

*Grand mal (büyük kriz)—Yukarıdaki belirtilerin şekillendiği ağır krizlerdir. Tek bir kriz veya peşpeşe gelen birkaç krizden oluşur.

*Petit mal (küçük kriz)—Yukarıdaki belirtilerin hafif seyrettiği, kısa süreli krizlerdir. Beynin küçük bir bölümünde elektrik impulsları oluşur.

*Partial (kısmi kriz)—Genellikle hayvanın yüz, tek ayak, kalça üstü veya omuz gibi sadece belli bir bölgesinde şekillenen hafif krizlerdir. Tikler, kas çekmeleri görülür.

4) İctal (kriz sonrası) evresi—Kriz bittikten sonraki evredir. Bu süre zarfında köpek sarhoş gibidir. İyi duyamaz, göremez. Genellikle çok su içme eğilimi gösterirler. Epilepsinin teşhisi için elektrokardiyogram, ultrason, MR, röntgen, omurilik sıvısı tahlili, kan ve idrar tahlilleri gerekebilir. Tedavide primadone (mysoline), phenobarbital, potassium bromide, dilantin, valium (diazepam) gibi ilaçlar kullanılır. Epilepsi hastası köpeklerin çoğu bu ilaçlara olumlu cevap verir ve hayatlarını diğer sağlıklı köpekler gibi yaşarlar. Nadiren ilaçların çok fayda sağlamadığı vakalar da olabilir.

 

Kriz esnasında neler yapmalıyız?

*Öncelikle panik olmamaya çalışın. Köpeğinizi eşyalardan uzak, serbest bir alana çekin. Etrafında merdiven, sivri kenarlı eşya olmamasına dikkat edin.

* Mümkünse köpeğinizin başının altına ince bir yastık veya havlu koyun; böylelikle kafasını vurup kendini yaralamasına mani olabilirsiniz.

*Köpeğinizin gösterdiği semptomları, krizin süresini not edin. Kriz süresi 5 dakikayı geçerse veterinerinizi arayın.

*Köpeğiniz nefes alamıyor gibi görünebilir fakat solunumu devam ediyordur; endişelenmeyin. Elinizi köpeğin ağzına sokup, dilini çekmeye, kaşıkla dilini itmeye çalışmayın, ısırılırsınız. Köpeklerin epilepsi krizi esnasında nefes alamamaları çok nadirdir. Ancak köpeğinizin renginde bir morarma-mavileşme görürseniz müdahale edin. Böyle bir durumda iki küçük havlu veya 2 parça gazlı bez yardımıyla köpeğinizin çenesini aralayıp nefes yolunu açın.

*Kriz esnasında evde başka hayvanınız varsa ortamdan uzaklaştırın.

*Kriz bitince köpeğinizin yanından ayrılmayın. Onunla sakin bir ses tonuyla konuşun; onu rahatlatın. Kriz sonrası köpeğiniz bir süre iyi göremez, iyi duyamaz. Bu süre zarfında kendini yaralamaması için yanında kalın.1-2 saat içerisinde bu belirtiler geçmezse veterinerinizi arayın.

*Kriz sonrası odayı loş tutun.

 

KÖPEKLERDE WOBBLER SENDROMU (WS)

 Wobbler Sendromu köpeklerin boyun bölgesindeki disklerin hatalı şekillenmesin den kaynaklanan bir sinir sistemi hastalığıdır. WS’li köpeğin omurilik kanalındaki darlık zamanla omurilik üzerinde artan bir baskı oluşturur; bu baskıdan dolayı sinir iletimi zayıflar, kısmen engellenir. Köpeğin yaşı arttıkça darlık da artar, baskı daha şiddetlenir, hayvan vücut koordinasyonunu sağlayamaz hale gelir. İlerlemiş WS hastalığının sonunda köpeğin felç olma riski vardır. WS’in oluşum sebebi tam olarak bilinmemektedir. Kalıtsal ve edinsel sebeplerin hastalığın şekillenmesinde etkili olduğu düşünülmektedir. Her ırktan köpek WS olabilir, fakat Danua(Great Dane), Doberman ırkı köpekler bu hastalığa genetik olarak yatkındır. WS’li köpeklerin %80’ni bu 2 ırktan çıkar. Boxer, BullMastif, Borzoi, German Shepperd, Dalmatians, Samoyed, Labrador, Golden Retriever, Bassed Hound bu hastalığa yatkın diğer köpek ırklarıdır. Bu hastalığa yatkın köpekleri aşırı atlatıp, zıplatmamak gerekir. Yaşlı köpeklerde görülen intervertebral disk dejenerasyonu ve disk çıkıklarının da WS’e sebep olduğu düşünülmektedir. Servikal bölgede medulla spinalisin baskısı ile şekillenen nörolojik lezyonlar genellikle C2-C7 aralığında oluşur.

 

  

WS Hastalığı Danua gibi dev ırklarda 1 yaş civarında, Doberman ve benzeri ırklarda ise 4-5 yaş civarında şekillenir. İlk şikayet olarak köpek ensesini elletmemeye, ellendiğinde huysuzlanmaya başlar. Boynun yay şeklini alması tipiktir. Halsizlik, yürüme isteksizliği bunu takip eder. Bir süre sonra arka ayaklarda koordinasyon bozukluğu başlar. Bunu ön ayaklarda koordinasyon bozukluğu takip eder. Köpek paytak, kısa adımlarla yürümeye başlar.Hastalığın ilerlemesiyle felç durumu oluşabilir.

 

Beslenme bozukluklarının da WS hastalığına sebep olduğu düşünülmektedir. Aşırı protein ve kalsiyum alımı, fosfor ve vit-D eksikliği omurlar arası ankiloz vb. bozukluklara sebep olabilir.

 

WS tedavisi çok zor bir hastalıktır. Sinir iletişimini arttıran, yangı ve ağrı azaltmaya yönelik ilaçlar kullanılır. Hareketleri kısıtlamak, uzun süreli kafes istirahati önerilebilir. Bunlar tedavide yeterli olmaz. Tek tedavi yöntemi ameliyattır. Fakat vertebra ameliyatları çok zor ve ayrı uzmanlık alanı gerektiren ameliyatlardır; dünyada ancak sayılı merkezlerde başarıyla yapılabilir.

 

KÖPEKLERDE HORNER’S SENDROMU (HS)

 Yüz bölgesinde belirli kasları uyaran ve çalıştıran sinirlerin (sempatik sinir sistemi) çalışmaması sonucu şekillenen klinik bir sendromdur. Hastalık beyin-omurilik hasarı kaynaklı değilse etkenin tedavi edilmesiyle 6-8 hafta içerisinde tam iyileşme sağlanır. Yapılan araştırmaların sonuçlarına göre HS belli ırk köpeklerle ilişkilendirilememiştir. Yaş, cinsiyet ve ırk bu hastalığa yatkınlık sağlamaz.

 

Horner Sendromunun belirtileri:

*Gözbebeklerinden birinin küçülmesi

*3.Gözkapağının büyümesi, gözün üstüne doğru kayması

*Üst göz kapağının içeriye çökmüş gibi görünmesi

*Yüzde belirtilerin şekillendiği tarafın hafif pembeleşmesi ve daha sıcak hissedilmesi

HS’in teşhisi için fiziksel ve nörolojik muayene, MR, röntgen, kan tahlili gerekebilir. Göze damlatılan efinefrin ile hasarın kaynağı araştırılabilir. Gözbebeği ilaç damlatıldıktan 20 dakika sonra genişliyorsa sorun beyin-omurilik kaynaklı değildir. 30-40 dakika geçmesine rağmen küçülen gözbebeği genleşmiyorsa sorun büyük olasılıkla beyin-omurilik hasarı kaynaklıdır. Bu tip vakalarda hasar kalıcı olabilir.

 

       

HS’e sebep olan durumlar:

*Trafik Kazaları, yüksekten düşme—Kaza veya düşme sonucu kafa, boyun ve göğüs travmaları; beyin, omurilik üst kısmı ve omurilik ile yüz bölgesindeki sinirlere hasar veren yaralanmalar.

*Yabancı cisimlerle baş-boyun bölgesinden yaralanma

*Omurilik tümörleri

*Brachial plexus, thoracic neoplasie,intracranial neoplasia

*Hipotiroidizm

*İleri orta kulak enfeksiyonu

*Isırık yaralanmaları-özellikle baş, boyun bölgesinden ısırılma

*Göğüs çevresinde oluşan tümörler

*İdiopatik HS—sebebi bilinmeyen vakalardır. Köpeklerde gözlemlenen vakaların %50-60’ ı idiopatik HS’dir.

KÖPEKLERDE BRACHYCEPHALİC SENDROM (BS)

Brachycephalic kelimesi Latince brachy (kısa) ve cephalic (baş) kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur. Brachycepalic köpeklerde alt çene normal, üst çene basıktır. Kısa burunlu ve basık yüzlü köpeklerdir. Bu özellikteki köpekler diğer ırklardan daha kısa bir kafatasına sahiptir. Burun pasajlarındaki anormallik solunum yollarındaki direncin artmasına sebep olur.

Lhasa-Apso, Bostao Terrier, Pekingese, Pug, Boxer, Griffon Bruxellois, King Charles Spaniel, İngiliz ve Fransız Bulldog, Shih-tzu brachycephalic ırkların başında gelirler. Bu köpeklerde güç-gürültülü solunum, yutma-kusma hareketi (gag reflexi), egzersiz intoleransı, kusma görülebilir. Yemek yeme esnasında aspirasyon pnömonisi oluşabilir ve hava yutmaya bağlı olarak gastrointestinal problemler şekillenebilir. Bazı köpeklerde BS basit şikayetlerle kendini gösterirken, bazı köpeklerde solunum yetmezliğine bağlı boğularak ölümler gelişebilir.

 

  

Basık suratlı köpeklerde üst solunum yollarında en ufak bir daralma solunum güçlüğüne sebep olur. Bu durum üst solunum yollarındaki (-) basıncın artmasına ve yumuşak dokunun akut veya kronik olarak ileriye itilmesine sebep olur. Basıncın azalmasına bağlı olarak pulmoner ödem oluşur. Ödeme ve oksijen alımındaki azalmaya bağlı olarak kalp yetmezliği gelişir, ve hastalık ölümle sonuçlanabilir.

Brachycephalic sendromun patofizyolojisi tam olarak anlaşılamamıştır. Bazı araştırmacılar bu hastalığa burun kanallarındaki darlığın sebep olduğunu düşünüyorlar. Ne var ki burun kanalları dar olmayan Norwich ve Norfolk Terrierleri de brachycephalic sendromu gösteren köpek ırklarıdır.

  

 

Bu sendroma sebep olan faktörler 4 grupta toplanır.

*Burun deliğindeki darlık

*Yumuşak damağın geriye doğru anormal uzaması

*Soluk borusu darlığı

*Kalp stresi

BS’in tedavisinde burun deliklerinin genişletilmesine ve geriye doğru uzayan yumuşak damağın kesilip küçültülmesine yönelik cerrahi yöntemler uygulanabilir. Fakat bu ameliyatlar her zaman iyi sonuç vermeyebilir. Basık suratlı köpekleri sıcak havalarda serin tutmak, onlara çok ağır egzersizler yaptırmamak, yemeklerini küçük porsiyonlar halinde vermek, mecburiyetler haricinde anesteziden sakınmak alınabilecek tedbirlerdir.

KÖPEKLERDE HİP DYSPLASİA (KALÇA DİSPLAZİSİ)-(HD)

 Dysplasia kelimesi Yunanca ‘’dys’’(anormal) ve ‘’plassein’’(biçim alma) kelimelerinin birleşmesinden oluşur. En basit halde bacak kemiğinin leğen kemiğine tam oturmaması sonucu kalçanın kusurlu gelişimidir. Kalça kemiği, pelvis (leğen kemiği) ile arka bacaktaki femur kemiği (baldır kemiği) arasında yer alan eklemdir. Femura ait kaput femoris denilen yuvarlak ucun acetabulum denilen oyuğa yerleşmesi ile oluşan bu eklemde normal yapının dışında gelişen bir dizi anomaliye dysplasia denir. Kalça eklemi anormal büyür ve deforme olur. Genç yaşta bu hastalığa yakalanan köpeklerde eklemin normal büyümesi ve şekillenmesi gerçekleşemez. Kalçadaki anormalite zamanla dejeneratif eklem hastalığına döner. Eklemdeki şekil bozukluklarına bağlı olarak bölgedeki yumuşak dokularda ve kemiklerde hasar oluşur. HD hastalığının asıl sebebi genetik yatkınlıktır. Birkaç genden oluşan gizli bir gen kümesi (poligenik genler) bu hastalığa sebep olur. Nadiren ciddi travmalar da HD’ye sebep olabilir.

 

  

HD’nin şekillenmesinin sebepleri :

Uyumsuzluk nedeniyle eklem aralığının fazla olması

Bacak kemiğinin oyuğa tam yerleşmemesi

Kalça kemiğindeki çukurun (acetabulum) geniş olması veya yetersiz gelişmesi

Eklemi bağlayan ligamentlerin gevşekliği

   

 

2 tip hip dysplasia vardır :

1) Acetabular Kalça Displazisi—en sık rastlanan tip HD’dir. Osteoartritik değişimler sonucunda dorsal acetabular kenar açısının artması ve eklem laksitesi ile karakterizedir.

2) Femoral Kalça Displazisi—Kollum femorisin anormal uzunlukta oluşuna ya da femurun acetabulum ile yaptığı açılara bağlı olarak şekillenen eklem uyumsuzluğu ve eklem kapsülünün gerilmesi ile karakterizedir.

HD’li köpeklerde yürürken aksama, çabuk yorulma, aktivite isteksizliği, oturur-yatarken bir tarafa yönlenme, ağrı, acı, oturduğu yerden kalkamama gibi belirtiler gözlemlenir. Kesin tanı farklı tekniklerle çekilen rontgenlerle konur. Hastalığın kesin tedavisi ameliyattır. Destekleyici tedavi için fizyoterapi, glucosamin condriotin sulfat içeren eklem kuvvetlendiriciler, adequan, cosequin, glycoflex vb. ilaçlar kullanılır. Vakanın durumuna göre ameliyat önerilmeyebilir.

    

 

HD genellikle köpeğin genç yaşlarında ortaya çıkar; yaş ve kilo alımı ile ilerler.Köpekler hastalığı büyük olasılıkla suçlu genleri taşıyan anne-babalarından alırlar. German Shepherd, Boxer,Rottweiler,Golden Retriever, Labrador,Mastiff, Saint Bernard ırkı köpekler bu hastalığa genetik yatkınlık gösterirler. Vücut yetişkin ağırlığı 15Kg’nun üstündeki ırklar daha yüksek risk altındadır. Vücut ağırlığı arttıkça eklemlere binen güç de artar. Büyük ırk köpeklerin büyümesi esnasında beslenmesine çok dikkat edilmelidir. Hızlı kilo artışı kontrol altına alınmalıdır. Doktorunuz önermediği sürece kalsiyum gibi katyonların aşırı kullanımından sakınmalısınız. Riskli ırkların kalça röntgenleri her 6 ayda bir çekilerek kontrolleri yapılmalıdır. Genetik yatkınlığı olan köpeklerin aktivitelerine dikkat edilmeli, zorlayıcı hareketlerden, atlatma-zıplatmalardan, ağır egzersizlerden kaçınmalısınız. Kalça çıkığı hastası köpekleri çiftleştirmemeli ve yavrulatmamalısınız.

HD nadiren küçük, hatta toy boy ırk köpeklerde ve kedilerde de görülebilir.

Özellikle büyük ırk köpeklerde yaşın ilerlemesi ile kilo artar. Artan vücut ağırlığı eklemlere daha fazla yük binmesine sebep olur ve eklemler hasar görür. Bu hasar acetabulumu ve femur başını etkiler. Sürtünmeden dolayı aradaki kıkırdak yapı kopup gider; birbirine sürtünen femur başı ve acetabulum zarar görür. Şekillenen hastalığa Degenerative Joint Disease (DJD) denir.

 

GENÇLİK HASTALIĞI ( DİSTEMPER )

   

Distemper, genelde 2 yaşına kadar olan köpeklerde görülen ölümcül olabilen çok bulaşıcı bir hastalıktır. Yetişkin köpeklerde görülme oranı daha düşüktür. Kurt, sırtlan, tilki ve gelincik gibi hayvanlar da bu hastalığa yakalanabilirler. Akut ve subakut seyirlidir. Virüs, alt solunum yolları ve lenf bezlerindeki makrofajlarda çoğalır; hızla epidel dokuya ve merkezi sinir sistemine yayılır. Hastalık, 1-3 gün süren bir ateşle başlar. Sonrasında birkaç gün bulgular azalır ve geçici bir iyileşme görülebilir. Bunu takiben yüksek ateş tekrar başlar ve hastalık daha şiddetli olarak seyreder. Klinik bulgular olarak gözlerde irinli, balgamlı akıntı, ışıktan korkma, irinli burun akıntısı, iştahsızlık, aksırık, öksürük, akciğer ve nefes borularında iltihaplanma, kusma, kanlı ishal, deride kuruyup dökülmeler ve son aşamada tik’ler görülür. Sinirsel form ortaya çıktıktan sonra köpeğin kurtulma ihtimali çok azdır. Nadir kurtulan köpeklerde kalıcı sakatlıklar olabilir. Hastalık, direkt ve indirekt yollarla (sindirim ve solunum yolu) bulaşabilir. Virüs; burun göz akıntılarında, salya ve idrarda bol miktarda mevcuttur. Hastalığı atlatan köpekler çevrelerine birkaç hafta daha virüs yayarlar. Hastalığın kesin tedavisi yoktur. Bulgulara göre destekleyici tedaviler uygulanır. Köpekleri bu hastalıktan korumanın tek yolu aşılatmaktır.